|
|
|
Vertebra tümörleri orijin aldıkları dokuya ve biyolojik özelliklerine göre
sınıflandırılırlar. Primer tümörler vertebranın kemik, ligament veya kıkırdak
dokusundan kaynaklanabilir. Bu tümörler benign yada malign olabilir. Sekonder
tümörler direkt komşuluk veya kan
yada lenf yoluyla metastatik yayılım sonucu oluşur.
Bazı primer tümörler (Kordoma , osteoblastoma ve plazmositoma) en sık
vertebral kolonda yerleşmeye eğilimli olmasına rağmen, tüm spinal lezyonların
%2 sini oluşturur. Metastatik adeno ca, spinal malignitelerin büyük çoğunluğunu
oluşturur.Yaşla ilişkili olarak myeloma ve lenfoma gibi sistemik hastalıkların
artışına benzer şekilde adeno ca metastazı insidansında da artış olur ve
ileri yaşlara doğru rastlanan vertebra tümörlerinin çoğu maligndir. Çocuklarda
ve adolesanlarda ise primer vertebra tümörlerinin %30 u maligndir ; sekonder tümörler
ise oldukça nadirdir.
Vertebra korpus ve pediküllerinde görülen lezyonların malign tümör
yada metastazı olma ihtimalinin daha çok olmasına karşın, posterior
elemanlarda görülen lezyonlar daha benign bir biyoloji gösterir.
Bütün metastazların %21 i
meme ca , %14 ü akciğer ca ve %8 i prostat ca kökenlidir. Renal,
gastrointestinal, tiroid ve diğer kanser türleri kalan yüzdeyi tamamlar.
Lenfoma ve myeloma eklendiğinde en
sık görülen üç metastatik kanserle birlikte tüm spinal kolon lezyonlarının
%60 ını oluşturur. Anamnezinde daha önce teşhis edilmiş malignite olan ve
tedaviye inatçı bel ve sırt ağrıları olan bir
hastada metastatik vertebra tümörü hemen akla gelmelidir.
Sırt ve bel ağrısı başlangıç şikayeti olarak hastaların %85 inde
mevcuttur. Ağrı karakter olarak progressif, tedaviye rağmen geçmeyen,
istirahatle dahi azalmayan ve özellikle geceleri daha çok rahatsızlık veren
biçimdedir. Tümörün spinal kanala bası yaptığı durumlarda radiküler ağrıdan
quadrplejiye kadar varan nörolojik semptomlar görülebilir. Vertebra tümöründen
kaynaklanan ve bacağa yayılan
radiküler ağrılar disk herniasyonu zannedilebilir. Halbuki buradaki ağrı
istirahatle geçmez. Güçsüzlük ilk semptom değildir ve hastaların %50
sinde vardır; teşhis konulduğu zaman ise %70 inde mevcuttur. Yorgunluk, ateş,
sebepsiz kilo kaybı tümör varlığını destekler.
Tam bir kas iskelet sistemi muayenesinin yanısıra ayrıntılı bir nörolojik
muayene çok değerlidir. Tüm dermatomların motor ve his muayenesi, refleksler
ve patolojik reflekslere bakılmalıdır. Hareket kabiliyeti ve genişliği, kas
spazmları ve deformiteler araştırılmalıdır. Palpasyonla etkilenen spinöz
çıkıntı bölgesinde hassasiyet gözlenir. Adolesan bir hastada ağrılı ve
akut gelişen skolyoz osteoid osteoma veya osteoblastoma habercisi olabilir.
Kifotik veya skolyotik deformite vertebral kollaps sonucu da görülebilir.
Kapsamlı bir muayenede memeler, abdomen, akciğerler, boyun ve prostat primer tümör
kaynağı olarak , servikal, aksiller ve inguinal lenfadenopati olup,olmadığı
lösemi, lenfoma veya metastatik malignite varlığı açılarından
incelenmelidir.
Tam kan sayımı , eritrosit sedimentasyon hızı, tümör veya infeksiyon açısından
araştırılır. Serum ve idrar biyokimyasal analizi, protein elektroforezi
multipl myelomada gereklidir. Spesifik serum antijenleri ve tümör markerları,
örneğin prostat spesifik antijeni metastazın primer etkeninin bulunmasında
yardımcı olabilir. İdrar , dışkı ve balgamın sitolojik tetkiki gizli
kanama varlığını gösterebilir.
Öncelikli olarak başvurulması gereken bir tetkiktir.Vertebra tümörlerinin
%80-90 ı radyografilerde görülebilir. Kesin olarak tümör dedirtmemekle
beraber kemik destrüksiyon varlığı saptanır. Patolojik kırıklar olduğu
anlaşılabilir; fakat benign bir kompresyon kırığından ayırmak çok mümkün
değildir. Başlangıç dönemindeki tümörleri, epidural yayılım gösteren
metastazları saptamak mümkün değildir.
Radyografilere göre, vertebrayı etkileyen bir tümör varlığında, technetium kemik sintigrafileri daha hassas bir bulgu verir. Kemik sintigrafisi müspet sonuç verdiği zaman ilgili kemik bölgesinin artmış metabolik aktivitesini gösterir. Bu artmış metabolik aktivite tümörden kaynaklandığı gibi , artrozlarda, infeksiyonlarda ve travmatik durumlarda da görülebilir.
İntraosseöz lezyonları görüntülemede , kemik yapıları ve destrüksiyonu
değerlendirmede , osseöz tümörleri teşhis etmede ve lokalizasyonunu
saptamada çok değerli bir tekniktir. İntrakortikal lezyonlarda, örneğin
osteoid osteoma gibi lezyonları görüntülemede çok başarılıdır. Ancak
yumuşak dokuları değerlendirmede başarısı sınırlıdır.
Spinal tümörler varlığını değerlendirmede en çok tercih edilen görüntüleme tekniğidir. Sagittal ve koronal planda vertebral kolonun pekçok kısmının, hatta tümünün kolayca incelenmesine olanak tanır. Medulla spinalis, kauda ekina , sinir kökleri de doğrudan görüntülenir. Tümörün paravertebral yayılımı, Bilgisayarlı Tomografiye oranla daha iyi görüntülenir. İntravenöz uygulanan Gadolinium sonrasında kontrastlı MRG tekniğinde tümör, infeksiyon, travmatik kırık, hematom, ödem ve inflamasyon ayırımı da yapılabilir.
Tedaviye karar vermeden önce tümörün histopatolojisinin anlaşılması şarttır. Bunun için öncelikle birden çok lezyon varsa lezyonlar içinde en kolay ulaşılabileni tercih edilir. Perkütan iğne biyopsisi osteolitik lezyonlarda %65 , osteoblastik lezyonlarda %25 doğru sonuç verir. İğne biyopsisi ulaşılması daha zor bir yere yapılacaksa, fluroskopi yada BT eşliğinde yapılır. Açık insiyonel biyopsi ancak iğne biyopsisi başarılı olmazsa düşünülebilir. Bazı posterior elemanlarda görülen tümörler aynı seansta böylece enblok çıkarılabilirler. Fakat bunun dışında insizyonel biyopsi ancak , cerrahi tedavi uygulanması düşünülmüyorsa yapılabilir. Eğer radikal cerrahi tedavi uygulanaksa, biyopsi bu zamana saklanmalıdır.
Primer olarak, kemoterapi
myeloma ve lenfoma gibi vertebrayı da etkileyen sistemik malignitelerde , nörolojik
bası ve patolojik kırık oluşturmamışsa, çok uygundur. Adjuvan kemoterapi
ise preoperatif ve postoperatif dönemde,
yüksek grade li malignitelerde , örneğin osteosarkom, Ewing sarkomu ve
lenfoma da yarar sağlar.
Primer veya adjuvan terapi olarak yapılabilir. Radyosensitif tümörlerde
başarı şansı yüksektir. Meme , akciğer, prostat ce lenforetiküler kökenli
metastatik vertebra tümörlerinde lokal
kontrol sağlayabilir. Gastrointestinal ve renal neoplazi metastazlarında
etkisizdir.
Cerrahi tedavide amaç, hastanın ağrısını gidermek, nöral yapılar üzerindeki
basıyı ortadan kaldırmak veya
bası oluşumunu önlemek, tümörün geniş cerrahi rezeksiyonunun yapılmasını
ve omurganın stabilitesini sağlamaktır. Cerrahi tedavinin nereden
uygulanacağına dair bir değerlendirme skalası tarif edilmiştir (Şekil.1)
. Buna göre tümörün yerleşim yerine göre, vertebra spinöz çıkıntı ve
laminası zon 1 , pediküller zon 2, vertebra korpusu ön ¾ kısmı zon 3,
vertebra korpusu arka ¼ kısmı zon 4 olarak tasnif edilirler. Ayrıca tümör
yayılımına göre, vertebra korpusunda intraosseöz yerleşim stage A,
extraosseöz taşmalar stage B, uzak yerleşim ve metastaz stage C olarak
kategorize edilir.
Zon 1 de posterior cerrahi girişim, Zon 2 de posterolateral cerrahi girişim,
Zon 3 de anterior cerrahi girişim, Zon
4 de posterior-anterior kombine cerrahi girişim uygulanır. Cerrahi girişimlerde,
geniş cerrahi eksizyon veya enblok rezeksiyon yada bunlar mümkün olmazsa,
intralezyonel eksizyon uygulanmasını takiben, tercihan titanyum (MRG uyumlu)
implantlarla beklenen yaşam süresinin uzunluğuna göre de, kemik greftleri
yada kemik çimentosu yardımıyla stabilizasyon yapılır.
Bu tümörler lokal nüks olasılıkları düşükse, intralezyonel küretaj
ve eksizyonla tedavi edilirler. Rezeksiyon spinal instabiliteye yol açmadıkça,
spinal stabilizasyona ihtiyaç duyulmaz ve greftleme yeterlidir. Lokal nüks açısından
yüksek risk taşıyan tümörlerde ise en blok rezeksiyon ve spinal
stabilizasyona ihtiyaç vardır.
Osteokondroma
Nadiren semptom vermesine rağmen , nöral dokuları sıkıştırırsa, buna bağlı şikayetler görülür. Semptom verenlerinin büüyük çoğunluğu servikal ve üst torakal yerleşimlidir. Ekspanse kartilaj şapkası MRG de medulla veya sinir köklerine bası yapmış olarak görülebilir. Tedavide enblok rezeksiyon yapılır. Kıkırdak şapka 2 mm den kalınsa , kondrosarkom olma olasılığı hayli yüksektir.
Osteoid osteoma sıklıkla ağrılı, progressif bir skolyoz ile ortaya çıkar. Radyografilerde teşhisi güçtür. Şüpheli bölgenin iyi etüd edilmiş kesitler şeklinde taranması teşhisi kolaylaştırır. Tümör nidusunun komplet eksizyonu ağrıyı geçirir. Bazı merkezlerde BT eşliğinde yapılan RF (Radyofrekans) ablasyon tedavisi de çok etkilidir.
Osteoblastoma
Osteoid osteoma
ile karışır. Bilgisayarlı tomografi kesitlerinde , tümörün kenarları
reaktif kemik halka ile çevrili kortikal ekspansiyon şeklinde kendini belli
eder. Osteoblastomlar tipik
olarak posterior elemanları tutarlar ve reaksiyonel
olarak progressif bir skolyoza neden olabilirler. Tedavisi en blok rezeksiyon, küretaj
ve greftlemedir. Nüks ederse aynı şekilde hareket edilir.
Hemanjioma
Vertebral kolonda hemanjiomlar oldukça sık
görülür ve bunların çoğu asemptomatiktir. Sıklıkla başka sebeplerle çekilen
MRG de tesadüfen saptanırlar. Vertebra korpusu içinde göze çarpan bir şekilde
vertikal trabekülasyon oluştururlar. Progressif
kemik destrüksiyonu ve deformite oluşturması oldukça nadirdir.
Böyle bir duruma yol açarsa ve nöral dokulara bası yaparsa , anterior
cerrahi girişimle tedavi edilirler. Bunun
dışındakilere, eğer semptom
verirlerse, radyoterapi uygulanabilir.
Genellikle 10 yaş altı çocuklarda görülür.Vertebrada
izole eozinofilik granülom Hand-Schüller-Christian sendromu veya Letterer-Siwe
hastalığı ile ilişkili olabilir. Radyografilerde tavla pulu biçimindeki
vertebra plana görülür (İnfeksiyonlarda
ve Ewing sarkomunda da olabilir). Perkütan iğne biyopsisi ile tanı konulur. Nörolojik
bulgu yoksa , korse verilir ve gözlem altına alınır. Nörolojik bulgu varsa
, anterior cerrahi girişim yapılır. Nüks ettiği durumlarda radyoterapi
uygulanır.
Anevrizmal
Kemik Kisti
Sıklıkla lumbar vertebraların posterior elemanlarında görülmesine karşın
, vertebraların her yerinde de görülebilir. Ekspansil lezyon ortasında
osteolitik alanlar şeklinde görünürler. Posterior elemanlarda ki lezyonlarda
küretaj genellikle yeterlidir. Anterior elemanlardaki lezyonlarda ise, nüks
olasılığını azaltmak için daha geniş bir eksizyon ve stabilizasyon
uygulanır.
Giant cell tümör 30-40 yaşlarda en sık
görülür. Radyografilerde marjinal sklerozlu ve harita benzeri kemik destrüksiyonu
yapmış litik lezyonlar olarak görülürler. Vertebra korpusu en sık yerleştiği
bölgedir ve korteksi ekspanse ederek etrafa doğru büyürler. Lokal agresif
bir tümör oluşu ve nüks olasılığının da yüksek olmasından dolayı, en
blok eksizyon yapmak lazımdır. Tümörün lokal kontrolu sağlanamazsa ,
benign bir tümör olmasına rağmen önemli anatomik yapılara vereceği
zararla ölüme sebebiyet verebilir. Tedavide vertebrektomi ve kombine cerrahi
girişimle stabilizasyon da uygulanabilir.
Kordoma
Kordoma nadir görülür, yavaş büyüyen ve notokorddan köken alan bir tümördür.
Kafa kaidesi, sakrokoksigeal bölge veya herhangi bir vertebral segmentte görülebilir.
Bu tümörler sıklıkla vertebralarda ve sakrumda bulunur, lokal progresyon ve
agressif nüksler gösterir. Gençlerde daha da agressiftir.
Geniş eksizyon ve stabilizasyon yapılır. Lokal kontrolu çok önemlidir.
Zira hastaların %5 inde tümörün uzak metastaz yapmasına karşılık, %70 i
lokal büyüme ve nüks dolayısıyla
ölür.
Kondrosarkoma
Tüm kondrosarkomların %10 u vertebral
kolon veya sakrumda görülür. Kondrosarkoma tipik olarak radyoterapi ve
kemoterapiye duyarsızdır ve tümörün çıkarılması da oldukça güçtür. Kondrosarkomların oluşturduğu aşırı kemik destrüksiyonu
ve öncü yumuşak doku kitlesi en iyi Bilgisayarlı tomografi ve MRG de görünür.
Eğer mümkünse ekstralezyonel geniş eksizyon uygulanmalıdır.
Osteosarkom
Spinal osteosarkom vakalarının %95 inde hastalık vertebra korpusundan başlar. Teşhis edildikten sonra ortalama yaşam süresi, cerrahi tedavi yapılsa bile 6-18 ay arasında değişir. Komplet eksizyon vakaların yarısından çoğunda mümkün değildir.
Radyografilerde kortikal destrüksiyon , yumuşak doku kalsifikasyonu ve periost reaksiyonları görülür. Bazen vertebral kollapsa bağlı patolojik kırıklar görülebilir. Paraspinal yumuşak doku invazyonu vasküler, nöral ve diğer yapıları sarabilir. Cerrahi tedaviden önce Bilgisayarlı tomografi ve MRG ile tümörün sınırları tam olarak tayin edilmelidir.
Adjuvan kemoterapi ile radikal anterior ve posterior rezeksiyon hastalığın lokal kontrolünü, nörolojik fonksiyonların devamını ve ve hastanın yaşamının sürdürülmesini sağlayabilir.
Soliter
Plazmasitoma
Her ikisi de B lenfositer seri hücrelerinden köken almasına rağmen, multipl myeloma ve soliter plazmositomun biyolojik karakterleri birbirinden farklıdır. Multipl myeloma progressif seyreder ve metastatik tümörler gibi değerlendirilir. Soliter plazmositoma ise daha yavaş ilerler. Tedavide radyoterapi tavsiye edilir. Cerrahi tedavi ciddi destrüksiyon durumlarında nöral dokuların dekompresyonu ve spinal stabilizasyon için yapılır (Şekil.2) .
Lenfoma
Vertebrada lenfoma ya izole bir lezyon olarak yada, yaygın hastalığın fokal odağı olarak görülür. Kemoterapi ve radyoterapi tedavide etkilidir. Soliter lenfoma vakalarında en blok rezeksiyon uygulanabilir. Nörolojik instabilte varsa cerrahi dekompresyon ve stabilizasyon uygulanır.
Nöroblastoma
Nöroblastoma yüksek derecede agressif bir malignitedir. Kan yoluyla yada
retroperitoneal bölgeden komşuluk yoluyla vertebraya yerleşebilir. Bütün
pediatrik tümörlerin üçte
birlik kısmını oluşturur. Tedavi tümörün eksizyonu , kemoterapi ve
radyoterapi kombinasyonudur. Prognozu kötüdür. Hasta yaşasa bile, büyüyen
omurgaya uygulanan radyoterapiden dolayı, progressif bir skolyoz ortaya çıkar.
Lösemi
Lösemik infiltrasyonlar bir veya birden çok vertebrayı etkileyebilir. Bel
ve sırt ağrısı sıklıkla rahatsız eder. Hastalık vertebral kollapsa neden olabilir. Kemoterapi ve radyoterapi
hem spinal lezyonların hemde
sistemik hastalığın tedavisi için gereklidir. Nörolojik instabilite varsa
cerrahi girişim buna yönelik yapılabilir.
Vertebrada metastatik lezyonlar malignite sebebiyle ölen hastaların %80 inin otopsilerinde saptanmıştır. En sık metastaz yapan tümörler akciğer, prostat, meme, böbrek ve gastrointestinal sistem maligniteleridir. Primer tiroid ca metastazları bu bezin malignitelerinde erken teşhis ve başarılı tedavi sebebiyle oldukça nadirdir. Çocuklarda vertebra kırıklarında ayırıcı tanıda lösemik infiltrasyon akla gelmelidir (%10-15 oranında patolojik vertebra kırığı yapabilir). Primer tümör anamnez, fizik muayene, laboratuvar testleri, akciğer grafisi, bilgisayarlı tomografi ve manyetik rezonans görüntüleme ile teşhis edilemezse biyopsi yapılır. Cerrahi tedavinin kesin olarak gerekliliğine karar verilirse, biyopsi de aynı zamanda yapılmış olur.
Tedavi planı yapılırken ; hastanın genel durumu ve beklenen yaşam süresi,
primer tümörün tipi, spinal kolonun bütünlüğü, hastanın nörolojik
durumu, diğer tedavilerin başarı şansı, hastanın ve yakınlarının isteği
gözönüne alınır.
Metastatik tümörler tutulum yeri ve derecesi bakımından Harrington sınıflamasına
göre beşe ayrılır (Şekil.3) :
Radyoterapi ve kemoterapi + korse ile dıştan tespit
tedavide öncelikle uygulanır. Primer tümör radyoterapi ve
kemoterapiye az duyarlı ise (Tip I hariç) cerrahi tedavi yapılır.
Duyarlı tümörlerde medikal tedavi Tip I ve Tip II de hatta Tip III de
yeterlidir. Tip III de cerrahi tedavi medikal tedaviye cevap alınamazsa
gereklidir. Tip IV ve Tip V de cerrahi tedavi
uygulanır. Hastanın beklenen yaşam süresinin 3 aydan fazla olması ,
genel anesteziyi kaldırabilecek genel medikal duruma sahip olması gereklidir.
Cerrahi tedavide anterior ve posterior yada kombine cerrahi girişimler uygulanır. Posterior yolla implantlarla sağlam kemikler birbirine bağlanır ve patolojik kısım stabilize edilir; posteriorda bası varsa yada tümör varlığında bu kısım çıkarılır dekompresyon yapılır. Anterior yolla destrüksiyon yapmış kitle enblok çıkarılır , anterior dekompresyon yapılır ; yerine kemik greftleri yada kemik çimentosu konulur ve implantlarla desteklenir .
ŞEKİL ALT
YAZILARI
Şekil.1) Vertebra spinöz çıkıntı
ve laminası zon 1 , pediküller zon 2, vertebra korpusu ön ¾ kısmı zon 3,
vertebra korpusu arka ¼ kısmı zon 4 .
Vertebra korpusunda intraosseöz yerleşim stage A, extraosseöz yayılım
stage B, uzak yerleşim ve metastaz stage C olarak değerlendirilir
Şekil.2) L5 de patolojik destrüksiyon
, kollaps ve nörolojik bası saptanan bir vakanın görüntüleri ; a) Ameliyat
öncesi ön arka ve yan radyografileri, b) L5 in BT kesiti , c) L5 in MRG kesiti
, d) Lumbar vertebraların sagittal planda MRG kesitleri, e) Posterior cerrahi
girişimle L4/L5 total laminektomi ve posteriordan totale yakın L5
vertebrektomi ve kemik çimentosu ile L4 sakrum arası rekonstrüksiyon ve
posterior spinal stabilizasyon uyguladığımız vakanın
ameliyat sonrası radyografileri. Patolojik tetkik sonucu soliter
plazmositoma saptanmıştır.
Şekil.3) Metastatik tümörlerin
tutulum yeri ve derecesi bakımından değerlendirildiği Harrington sınıflaması