|
|
|
Dıştan veya
içten etki eden kuvvetlerle kemik dokusunda oluşan ayrılmaya veya bu sebeplerle
kemiğin anatomik bütünlüğünün ve devamlılığının bozulmasına “Kırık”
denir. Kemikteki kırılma etki eden kuvvetlerin derecesine ve kemiğin şoku
abzorbe edebilme yeteneğine göre ufak bir çatlaktan (Fissür), bir veya bir çok
kemiğin kırılmasına ; hatta komşu eklemlerde çıkık eşlik etmesine
(Kırıklı-çıkık) kadar değişiklik gösterebilir. Kırığı oluşturan kuvvet sadece
kemiği kırmayıp , beraberinde kemiğin etrafındaki deri, kaslar , tendonlar ,
ligamentler, damarlar, sinirler ve
komşuluğundaki organları da yaralayabilir.
Kırığı oluşturan
sebepler ile kırık lokalizasyonları yaşlara göre farklılıklar gösterir. Yeni
doğan döneminde doğum travmaları, çocuklarda düşme, dövülme ve trafik kazaları,
gençlerde spor ve trafik kazaları, orta yaşlarda trafik ve iş kazaları ve ileri
yaşlarda düşmeler ve tümöral olaylar kırık yapan başlıca nedenlerdir. Yeni
doğanlarda doğum travmasına bağlı olarak en çok klavikula, femur cismi ,
humerus kırılır. Çocuklarda humerus suprakondiler kırıkları başta olmak üzere
dirsek çevresi ve önkol kemikleri ile femur cismi en çok kırılır. Genç ve orta
yaşlarda tibia, femur ve radius distali en çok kırılan bölgelerdendir. İleri
yaşlarda femur boynu, trokanterik bölge, humerus proksimali ve radius distali
en çok kırık görülen bölgelerdendir.
1) Kemik doku
sağlamlığına göre:
2) Kırık
hattının, kemiği çevreleyen deri yada
mukoza yoluyla, dış ortamla ilişkide olup,
olmamasına göre:
3) Kırık
oluşturan kuvvete göre:
4) Kırık
sayısına göre:
5) Kırığın
derecesine ve kırık hattına göre:
a) Ayrılmış (deplase) kırıklar
b) Ayrılmamış (non-deplase) kırıklar
6) Kırığın
kemikteki anatomik lokalizasyonuna
göre:
7) Kırılan kemiğin histolojik yapısına göre:
8) AO
sınıflaması:
AO Grubunun yapmış olduğu sınıflama ile uzun kemikler önce numaralandırılır. Buna göre humerus 1 , önkol 2 , femur 3, tibia 4 numara ile kodlandırılır (Şekil.1).
Kemik kırıkları kendi içinde de proksimal bölge kırıkları 1, cisim kırıkları 2, distal bölge kırıkları 3 numara ile kodlandırılır. Her bölgedeki kırık A-B-C olarak kategorize edilir. Bu gruplar kendi arasında da A1-A2-A3 ; B1-B2-B3 ; C1-C2-C3 olarak alt gruplara ayrılır (Şekil.2) .
Ayrıca her alt grup tekrar 1-2-3 eklenerek en alt gruplara ayrılır.Buna
göre örneğin cisim kırıkları şöyle tarif edilir:
Bu sınıflamaya göre femur distal bölge (3.3) kırıkları ise şu şekilde sınıflandırılır (Şekil.3):

AO sınıflaması
tüm kırıkların kapsamlı bir şekilde dökümante edildiği faydalı bir
sınıflamadır.
Travmatik yolla oluşan kırıklarda görülen başlıca
sebepler : Trafik kazaları (araç içi veya araç dışı) , düşme , çarpma,
yüksekten düşme, ev içi kazalar ve düşmeler, iş kazaları, spor kazaları ve
yaralanmaları , göçük altında kalma (deprem , maden kazaları vb) , üzerine bir
şey düşmesi, ateşli silah yaralanması , kesici delici alet yaralanması, darpa
maruz kalma ve dövülme ve yenidoğanlarda görülen doğum travmalarıdır. Patolojik
kırıklarda kemikte bir hastalık mevcuttur ve kırık çoğu zaman basit travmalarla
veya bazen travma olmaksızın kendiliğinden meydana gelir. Altta yatan hastalık
benign tümör, primer veya sekonder malign tümör , osteoporoz, osteomalazi, enfeksiyon vb olabilir. Stress
kırıklarında ise sürekli tekrarlayan zorlamalar ve yorgunluk sonucunda bariz
bir travma olmadan fissür yada tam kırık gelişebilir. Örneğin eğitimi yeterli
olmayan askerlerde uzun yürüyüşler sonucunda metatars yorgunluk kırıkları
görülebilir.
Normal anatomi ve fizyolojiye sahip bir kemikte dıştan etki eden kuvvetler ve vücut ağırlığının taşınması ile kas ve ligamentlerin çekmesi gibi vücudun içinden etki eden kuvvetlerin şiddeti, doğrultusu, hızı ve etkileme süresine göre kırıklar meydana gelir (Şekil.4).

Kırıkların
iyileşmesi (Kaynaması)
Vücuttaki bazı kırıkların kaynama süreleri ve görülme sıklıkları Şekil.5 de şematize edilmiştir.

Kırık iyileşmesi kırık olduğu andan itibaren
başlar ve 3 aşamadan oluşur:
Bu üç dönem biri bitmeden diğeri başlayarak devam eder ve en uzun süreni remodelizasyon dönemidir (Şekil.6).

İnflamatuvar
dönemde kırık uçlar
arasında hematom oluşur ve hematom periost tarafından veya periost yırtılmışsa
sağlam yumuşak dokular tarafından çepeçevre kolluk şeklinde sarılır. Bu dönem ilk 3-4 günlük süreyi kapsar.
Oluşan bu hematom kırık iyileşmesi açısından son derece önemlidir ve kırık
hematomunun boşalması bazı sorunlara neden olabilir. Kırık hematomu
intramembranöz sağladığı gerginlikle kırık uçlarını birarada tutma görevini de
kısmen üstlenir. Kırık uçlarda 1-5 mm arasında nekroz gelişir. Nekrotik kemik
uçlarından ve kırık hematomunda bulunan
ölü hücrelerden salınan inflamatuvar mediatörler kapiller membran
permeabilitesini artırarak inflamatuvar hücrelerin kırık bölgesine gelmesine
yol açarlar (polimorf çekirdekli lökositler , makrofaj ve lenfositler).
İnflamatuvar
hücreler nekrotik dokuları rezorbe ederken fibroblastlar bölgeye gelerek Tamir
dönemini başlatırlar. Tamir döneminde ilk 48 saat içinde periost, endeost
ve kırığa yakın yerlerdeki havers kanallarının tabakalarından hücre
proliferasyonu başlar ; kırık hattı boyunca rezorbsiyon devam eder. Hücre
proliferasyonu sonucu kırık uçlardaki boşluklar hücrelerle dolar. Kırık hattına dolan hücreler kemiğin hücresel
devamlılığının onarımına yardım eder.
Proliferasyonla birlikte kondroblastlar ve osteoblastlar gelişerek kıkırdak ve
kemik doku oluşur. Osteoblastlar osteosite dönüşerek (intramembranöz) veya
enkondral kemikleşmeyle kemik devamlılık sağlanır. Nekrotik kemik rezorbe olur
ve yerini yeni kemik dokusu alır.
Tamir döneminde özetleyecek olursak (Şekil.7) hematom içine yayılan makrofajlar ve osteoklastlar ölü kemiğin ortadan kaldırılmasını sağlar ve osteoblastlar kemik oluşumunu sağlar.

2-6 hafta arasında kırık uçlar arasında ve çevresinde sert
osteoid doku gelişir. Kallus oluşumu hem subperiosteal hem de endeosteal
gelişim gösterir. 6-12 haftada kemikleşme olur, fragmanlar arasında sert bir
köprü oluşur ve mekanik zorlamalara oldukça dayanıklıdır. 12-26 haftada kallus
dokusu olgunlaşır. 6-12 ayda fragmanlar arası kortikal kaynama tamamlanır.
Bu şekilde
kallus formasyonu ile kemikleşmeye indirekt veya sekonder kırık iyileşmesi
denilir. İnternal fiksasyonla tam anatomik redüksiyon yapılan kırıklarda veya
fissür gibi ayrılmamış kırıklarda kallus formasyonu gelişmeksizin doğrudan
kortikal uçların birbirine kaynaması ile iyileşme sağlanır ve buna direkt veya
primer kemik iyileşmesi denilir.
Bundan sonra 1-2
sene içerisinde yeniden şekillenme Remodelizasyon olur, kırık çevresi
fazla kemik dokusu rezorbe olur, medüller kanallar açılır ve normal kemik
yapısı kazanılır. Remodelizasyon Wolff
kanunlarına göre olur. Normalin dışında bir konveksite ve konkavite kalmışsa
konveks tarafta gerilme ve kemik rezorbsiyonu, konkav tarafta sıkışma ve yeni
kemik yapımı meydana gelir. Burada oluşan elektriksel aktiviteye göre
rezorbsiyonun ve kemik yapımının meydana geldiği bulunmuştur. Remodelizasyon
tamir döneminin sonlarına doğru başlayıp , kırık kaynadıktan sonra yıllarca
devam edebilir. Remodelizasyonla çocuk kırıklarında 15-20○ ye
kadar açılanmalar düzelebilir. Fakat rotasyon düzelmez. Ayrıca erişkinlerde
açılanmalar daha zor düzelir; fakat sonuçta iş görür bir kemik haline tekrar
gelir. Ekleme yakın kırıklarda, eklemin yaptığı major hareketleri istikametine
aykırı kırıklarda düzelme daha zordur.
Kırık
iyileşmesini olumsuz etkileyen faktörler: Yüksek enerjili travmalar ve geniş yumuşak doku
hasarı bulunması, kırık uçların birbirinden ayrılması, araya yumuşak dokuların
girmesi (interpozisyon), besleyici damarların hasar görmesi, cerrrahi
redüksiyon yapılmışsa aşırı disseksiyon ve yumuşak doku hasarı yapılması,
kırığın transvers , parçalı veya segmenter
olması (spiral ve oblik kırıklar daha çabuk kaynar) , açık kırık olması
(hematomun boşalması, kontaminasyon ve enfeksiyon olasılığı ve aşırı yumuşak
doku hasarı nedeniyle), redüksiyonun başarısızlığı, iyi stabilizasyon
yapılmaması, yeterli süre immobilizasyon yapılmaması, kırık yerinde enfeksiyon olması,
hastanın ileri yaşta olması, eklem içi
kırık olması (sinovyal sıvının kırık iyileşmesini bozucu etkisi nedeniyle),
kemikte önceden var olan patolojik bir durum olması, spongioza ihtiva etmeyen
veya kortikal kemik içeriği yüksek kırık olması, beslenme ve sağlıklı
metabolizmayı etkileyen her türlü sistemik hastalık (diabet, maligniteler,
sistemik enfeksiyonlar, anemiler vb), kemoterapi, radyoterapi, sigara
bağımlılığı (nikotin) ve
kortikosteroidler kırık iyileşmesini olumsuz etkiler.
Kırık
iyileşmesini olumlu etkileyen faktörler: Olumsuz etkileyen faktörlerin tam tersi durumların
olumlu etkilemesinin yanısıra; elektrik
akımları, manyetik alan, ultrason, hiperbarik oksijen uygulamaları, düşük
kuvvette lazer uygulaması, anabolik steroidler, D vitamini, kalsitonin,
parathormon, prostoglandinler, BMP
(Bone morphogenetic protein), büyüme hormonu , büyüme faktörleri , kafa
travması , ameliyatla uygulanan kemik grefti ve demineralize kemik matriksi,
gen tedavisi olumlu etkileyen faktörlerdir.
Kırık belirti ve bulguları
Kırıkları doğru
teşhis edebilmek için, yaralının hızlı, dikkatli ve sistematik olarak
anamnezini almak, soruşturma yapmak , belirti ve bulguları ortaya koymak bunun
için de sistemik ve lokal fizik muayenesini yapmak ve radyolojik bulgu ve belirtileri değerlendirmek gerekir.
Anamnez: Bilinci yerinde olanların kendisinden
veya bilinci yerinde olmayanların çevresindekilerden bazı sorulara cevap
aranmalıdır:
Kırıkla beraber
etrafındaki kas ve tendonlarla, onu örten fasya ve cilt de yaralandığı için
belirtilerin bir bölümü kırığa spesifik olmayıp, bu belirtiler aynı tür
travmaların kırık oluşturmaksızın meydana getirdikleri yumuşak doku
lezyonlarında da görülürler. Kırık olduğu zaman ise bazı belirti ve bulgular
sadece kırığa özgüdür. Bu sebeplerle kırıklarda görülebilecek tüm belirtiler: Travmaya
ait genel belirtiler ve kırığa özgü belirti ve bulgular diye iki aşamada değerlendirilir.
Travmaya ait genel belirti ve bulgular:
1.Ağrı ve duyarlılık: Ağrı bütün travmalarda olur ; fakat kırıklarda daha
çok olur. Spontan ağrı
(hastanın travma bölgesinde var olduğunu ifade ettiği ağrı), direkt ağrı
(travma bölgesine basınç uygulandığında ortaya çıkan veya artan ağrı) veya
indirekt ağrı (uzaktan zorlama uygulandığında travma bölgesinde ortaya çıkan
veya artan ağrı) müsbet olabilir. Spontan, direkt ve indirekt ağrının aynı
lokalizasyonda saptanması kırık lehine bir bulgudur.
2.Hematom : Kırığı oluşturan darbenin damarları yaralaması veya kırık uçların
damarları yaralaması ve kırıktan kaynaklanan hematom nedeniyle görülür. Hematom
hızla artarsa ve büyürse büyük damar yaralanmaları akla gelmelidir.
3.Ekimoz : Doku arasına ve cilt
altına yayılan kanın verdiği morumsu görünümdür. Erkenden travma bölgesinde
görülmesi büyük kanama ve kırık habercisi olabilir. Rengi zaman geçtikçe
fıstıki yeşil ve sarıya dönüşür. Tam kaybolması 3 haftayı bulur. Ekimoz yer
çekiminin etkisiyle yer değiştirir. Humerus ve dirsek iç kısmında görülmesi
humerus üst uç, uyluk arkasında görülmesi femur üst uç kırıklarını akla
getirir.
4.Fonksiyon bozukluğu : Hareket sistemi
elemanları yaralandığı zaman ağrıya engel olmak için hareketlerin
sınırlandırıldığı saptanır. Kırıkta ise aynı zamanda kaldıraç kolu bozulduğu
için hareketler yapılamaz.
Kırığa özgü belirti ve bulgular:
1. Hastanın duruşu: Hastanın duruşu bazı kırıklar için tipiktir. Örneğin yaşlı bir hastada düşme sonucu alt ekstremitelerde bir tarafta eğer adduksiyon, dış rotasyon ve kısalık görülüyorsa, kollum femoris kırığı veya trokanterik kırık akla gelmelidir (Şekil.8) .

2. Deformite: Kırık
uçlarının yer değiştirmesi ile olur. Kırık uçlarının birbirinden ayrılmasına
deplasman, uçlar birbirlerinin üzerine binmişse overriding, fragmanlar
birbirinden uzaklaşmışsa distraksiyon, öne arkaya veya yan düzeyde açılanmasına
angulasyon , kırık uçlarının kendi ekseni etrafında dönmesine ise rotasyon
denir.
3. Krepitasyon: Kırık uçlarının birbirine sürtünmesi sonucu
palpasyonda hissedilen bir kıtırtı hissidir. Tesadüfen tespit edildiğinde kesin
kırık olduğunu gösterir. Ancak olup, olmadığını araştırmak nörovasküler
yaralanmalara yol açabileceğinden yapılmamalıdır.
4. Anormal hareket: Bir kemikte anatomi ve fizyolojiye aykırı olarak
gözlenen harekettir. Çok değerli ve kırık olduğunu gösteren bir bulgudur. Ancak
krepitasyonda olduğu gibi aynı gerekçelerle olup olmadığını aramak tıbbi bir
hatadır.
5. Palpasyon belirtileri ve kısalık : Kırık şüphesi
bulunan bir kemik palpasyonla çok dikkatli incelenmelidir. Kemikler cilde en
yakın kısımlarından palpe edilirler. Patella ve olekranon kırıklarında kırık
uçlar arasında aralık hissedilebilir. Komşu eklemler de dikkatlice muayene
edilir. Kemikte kısalık olup, olmadığına bakılır ve sağlam tarafla ölçüm
sonuçları karşılaştırılır. Kırıktan şüphe edilen ekstremitedeki tüm periferik
sinirler ve arterlerin de yaralanıp, yaralanmadığına bakılmalıdır.
6. Radyolojik inceleme: Konvansiyonel radyolojinin önemi ve tanı koymada değeri çok fazladır. Kırık derecesi
,sayısı, uçların durumu, kırığın yeri,
çıkık ve yabancı cisim bulunuşu , kırığa uygulanan redüksiyon ve
stabilizasyonun başarısı ve takipte kaynayıp, kaynamadığı ancak iyi bir radyolojik inceleme ile
anlaşılabilir. Kural olarak: Kırığı
düşünülen kemiğin proksimal ve distal eklemlerinin de aynı film dahilinde
görülmesi gerekir. Örneğin, ulna cisim kırığında radius başının da
çıkık olup olmadığı incelenmelidir (Monteggia kırığı) . Çocuklarda ve gerekirse
erişkinlerde de karşılaştırma amacıyla radyolojik inceleme simetrik yapılmalıdır.
Yani aynı kemiğin sağlam olanının da radyolojik incelemesi ve karşılaştırma
yapılmalıdır. Her kemiğin standart olarak en az (2 yönlü) ön-arka ve yan gerekirse oblik ve
özel pozisyonda çekilmiş radyografileri istenmelidir. Çekilecek olan
radyogramları isterken önce anatomik lokalizasyon ve sonra pozisyon belirtilir.
Humerus ön-arka ve yan radyografi, Lumbar vertebralar 2 yönlü radyografi ,
Önkol (dirsek ve el bileği dahil) 2 yönlü radyografi vb gibi.
Radyogramlarda ilk önce istenilen pozisyon ve lokalizasyonda çekilip,
çekilmediği; değerlendirme yapmak için yeterli kalitede olup, olmadığına
bakılmalıdır. Bu şartları taşımıyorsa tekrarı istenmelidir. Değerlendirmeye alınan
bir radyogramda dikkati çeken bir kırık
hemen görülse de , öncelikle bunun dışında
normal görülen kemik ve eklemler dikkatle taranmalı; eşlik eden bir hastalık
olup, olmadığına bakılmalı; bundan sonra kırık bölge ayrıntılı olarak
incelenmelidir. Göze çarpan bir kırık yoksa fizik muayenede
direkt ve indirekt ağrının olduğu bölge çok kapsamlı olarak tetkik edilmelidir. Herşeye rağmen
kırık saptanamayan ancak klinik olarak kırık olabileceği düşünülen vakalarda
atelle tespit ve 10 gün sonra tekrar radyolojik inceleme önerilir. Eklem içi
kırıklarda (asetabulum, glenoid, tibia
kondil, vb), pelvis kırıklarında,
vertebra kırıklarında, patolojik kırıklarda
ve şüpheli durumlarda istenilecek Bilgisayarlı tomografi tetkiki daha
ayrıntılı ve kesin bir inceleme olanağı sunar. Manyetik rezonans görüntüleme
tekniği
de çok değerlidir. Eklem içi kırıklar ve eklem içi patolojilerde , nörolojik
defisit bulunan vertebra kırıklarında, patolojik kırıklarda ve yine şüpheli
durumlarda çok yararlı bilgiler verir.
İlk yardım
İlk yapılacak şey hastayı çok hızlı bir şekilde değerlendirmek olmalı ve
komplike şekilde yaralanmış bir
hastaysa, öncelik hastayı yaşatmak için
gerekenlerin yapılmasıdır. Genel vücut travması geçirmiş bir hastada bunun için
ABCD kuralına uygun bir şekilde davranılır. A (Airway) İlk iş olarak hastanın solunum yolu kontrol edilir.
Herhangi bir engel varsa (Kan, takma dişler, sekresyon, vb) çıkarılır veya dil
arkaya kaymışsa bu durum çene yukarıya ve baş hafifçe arkaya getirilerek
düzeltilir . Gerekirse airway yada endotrakeal tüp takılarak solunum yolunun kapanması engellenir. B (Breathing) Hastanın solunumu kontrol
edilir. Solunum yetersizse nedeni hızlı bir şekilde aranır ve buna yönelik acil
müdaheleler yapılır ; gerekirse maske ile oksijen takviyesi yapılır . Solunum
yoksa endotrakeal tüpten derhal solunum takviyesine başlanır veya ventilatöre
bağlanır. C (Circulation) Kardiyovasküler sistem
süratle kontrol edilir ve desteklenir. Kanama varsa bastırararak veya bandaj
uygulayarak durdurulur. Kardiyak arrest varsa kalp masajına başlanır. D (Disability) Hastanın mevcut yaralanma ve sistemlerin bundan etkilenme
derecesi araştırılır. Hızla sistemik bir nörolojik muayenesi yapılır. Hastanın
bilinci kapalıysa pupillaların ışık refleksi , ağrılı uyarana cevabı , motor
aktivite gibi parametrelere bakılır. Açılmış olan damar yollarından kan ve
diğer sıvılar verilerek volum kayıpları karşılanır ve şokla mücadele edilir.
Hastada aldığı-çıkardığı takibine başlanır ve hasta full monitorize edilir.


Transportasyon
İlk değerlendirmesi ve acil müdahele ile gerekli tedavi ve tespitin yapıldığı hastalar kesin tedavisinin
yapılabilmesi için tam teşekküllü
sağlık kurumlarına uygun ve seri bir şekilde gönderilmelidir. Birden çok
yaralının varlığında bunlardan derhal, kısa sure içinde ve uygun zamanda
müdahale edilecek olanlar ayırt edilmelidir. Taşıma hastaya zarar vermeden
yapılmalıdır. Yeterli kişi, araç ve gereç olmadan başlanmamalıdır (Yangın, patlama
tehlikesi vb acil durumlar hariç). Hasta sedyeye alınarak ve ambulansla ilgili
sağlık kuruluşuna giderken acil tedavisine devam edilir ve telefonla hastanın
durumu hakkında bilgi verilerek gereken hazırlıkların yapılması sağlanır.
Alçı-atel-sargı-bandaj uygulamaları
Bazı kırıkların kaynamasına kadar ki tedavisi bu şekilde yapılırken ,
bazılarının da cerrahi tedavi uygulanıncaya kadar ki dönemde geçici olarak
tespiti ve tedavisi bu şekilde yapılır. Kaymamış , pozisyonu bozulmamış
kırıklar doğrudan alçıya alınabilirler. Kaymış ve redüksiyon gerektiren
kırıklar önce kapalı redüksiyon manevrası ile yerine getirilirler ve sonra alçı
uygulanır. Alçı bu şekilde kırığı uygun pozisyonda ve hareketsiz tutarak kırık
kaynayıncaya kadar iyileşmeyi sağlar. Kapalı redüksiyon başarısız olursa , veya
cerrahi tedavi gerektiren bir kırık olduğu zaman yine geçici tespit sağlamak
için alçı uygulanabilir.
Alçı iyi bir tespit aracıdır. İlk defa 1852 yılında Mathijsen tarafından
kullanılmıştır. Kimyasal olarak (CaSO4)2H2O
yapısında olan alçı tozunun gözenekli sargı bezine yapıştırılması ile elde
edilir ve kuru olarak 7.5-10-15 cmlik
rulo yapılmış şekilde bulunur. Alçı rulo suya maruz kaldığında (CaSO4)2H2O
yani Anhidröz Kalsiyum Sülfat , 2(CaSo4 x 2H2O) yani Hidrate Kalsiyum Sülfat a dönüşür ; toz
halindeki alçı solid kristal haline dönüşürken ısı açığa çıkar. Alçı rulolar bu
kimyasal işlem tamamlanmadan yaralı veya kırık kemik olan ekstremiteye sarılır.
Alçı sargı doğrudan cilt üzerine sarılamaz veya cilde temas edemez. Bunun için
alçı sarılmadan önce ekstremitenin alçıya alınacak bölümü alçı pamuğu
sargısıyla dairesel olarak sarılır, öellikle kemik çıkıntılara gerekirse pamuk
takviyesi yapılır ve alçı bu pamuk sargı üzerine sarılır. Sarma işlemi sona
erince bir miktar ısınma ile alçı sertleşmeye ve daha sonra kurumaya başlar.
Alçı kurudukça kuvvetlenir. Bu şekilde ekstremitenin çevresini tamamen kateden
alçılara sirküler alçı denilir (Şekil.11)
.

Ekstremitenin çevresini tam katetmeyen ve genellikle çevrenin yarısını katedecek
tarzda alçı plakalar da yapılabilir. Bu tür alçılara oluklu alçı yada alçı
atel denilmektedir. Bunlar ya sirküler alçı yapıldıktan sonra yanlardan
boylu boyunca kesilerek bir yarı kısmın çıkarılıp, kalan kısmın ekstremiteye
sargı beziyle sarılmasıyla elde edilirler. Veya çoğunlukla pamuk sargı sarılmış
ekstremite üzerine, 8-12 kat gidip gelinerek açılmış alçı sargının plaka
şeklinde su kovasına batırılıp, fazla suyu alındıktan sonra, ekstremitenin yarı
çevresini kapsayacak şekilde ve yine sertleşmeden , sargı bezleriyle
bandajlanması sonucu uygulanırlar. Alçı sargının ısınma ve sertleşme süresi
alçının cinsine göre 2-4 ile 5-6
dakikalar arasında değişmektedir.
Kural olarak; 1-sirküler alçı hiçbir zaman çok sıkı sarılmamalı,
2-alçı sargı ekstremitenin etrafında kendi ağırlığıyla döndürülmeli,
3-sarma işlemine her zaman periferden başlayarak proksimale doğru
ilerlenilmeli, 4-eklem yerleri 8 şeklinde geçilmeli, 5-her
sarılan alçı az önce sarılan katın ½ si
ile ⅔ ünü örtecek şekilde ilerlenilmeli, 6-yeterli sağlamlık
için 8-12 kat sarılmalı , 7-en proksimale ulaşınca tekrar perifere
ve distale doğru gidilip-gelinmeli, 8-bir alçı sargı sarılıp-diğeri
sarılmaya başlanmadan önce ekstremitenin kıvrımlarına modelize edilerek güzel
sarması ve oturması sağlanmalıdır.
Sentetik alçılar sirküler alçı yapmak amacıyla kullanılabilir.
Ancak normal alçıya oranla uygulaması daha çok tecrübe ister ve normal alçı
kadar iyi şekil verilemez. Tek avantajı sertleştikten sonra sudan
etkilenmemesidir.
Alçı atel yapılırken de ıslatılmış alçı plaka uygun tarafa
konulup, sargı bezi aynı şekilde yukarıdaki
kurallara uygun olarak sarılır. Sirküler alçı ve alçı ateller genellikle
kırık kemiğin proksimal ve distal eklemini içerecek şekilde uygulanırlar. Bu
alçılar uygulanma yerine, seviyesine ve uygulama biçimine göre
isimlendirilirler: Örneğin dirsek altı sirküler alçı (MP eklemlerden dirseğe
kadar) , dirsek üstü atel (El MP eklemlerden başlayıp, humerus orta kısımlarına
kadar), diz üstü sirküler alçı (MP eklemlerden femur ortalarına kadar),
pelvipedal sirküler alçı (Bir taraf MP eklemlerden tüm alt ekstremiteyi ve
uzantısı olarak pelvisi saran sirküler alçı),
Bir diğer önemli kural sirküler alçı ve atellerde katedilen eklemlerin
pozisyonudur. Genellikle burada tercih edilen pozisyon öncelikle kırığın
kaymasına engel olmakla beraber , seçilecek pozisyon ilgili eklemin istirahat
pozisyonu veya uzun süre tespitten
sonra fonksiyonları ileri derecede bozmayacak ve eklem sertliği gelişse
bile kolayca düzelebilecek pozisyonlardır. Bunun için genellikle el bileğinde
nötral veya dorsal fleksiyon (bazen palmar fleksiyon), dirsekte 90o fleksiyon
, ayak bileğinde 90o nötral pozisyon, dizde ve kalçada semifleksiyon
tercih edilir. Bundan dolayı alçı veya atel sarılırken eklemler yardımcılar
tarafından istenilen pozisyonda tutulur ve alçı sertleşinceye kadar bu
pozisyonlar muhafaza edilir. Ayrıca alçı yapıldıktan sonra konjesyon, ödem ve
dolaşım bozukluğu tehlikesi nedeniyle, ekstremite aşağıya sarkıtılmaz ve emin
olununcaya kadar bazen birkaç gün kalp seviyesinin hizasında veya yukarısında
tutulur. Şüphede kalındığında sık aralıklarla dolaşım takibi ve hastanın klinik
gözlemi gereklidir. Alçı sıkıyorsa ve dolaşımı bozuyorsa, zaman geçirmeden
derhal gevşetilmeli yada çıkartılmalıdır. Alçıyı kesmek için titreşim
özelliği ile alçıyı kesen alçı kesme motorları kullanılır. Bulunamadığı
takdirde sirkeli su içerisinde bekletmek alçıyı yumuşatır ve kesilerek
çıkarılabilir.
Sargı bezi yardımıyla oluklu alçı yada atel yapılabildiği gibi , sargı bezinin sarılmasıyla oluşan ve bir taraf üst ekstremiteyi tümüyle saran ve tespit eden Velpau bandajı en çok omuz çıkıkları redükte edildikten sonra kullanıldığı gibi , klavikula kırıklarında, akromioklaviküler yaralanmalarda ve humerus üst uç kırıklarında da kullanılabilen bir bandajdır (Şekil.12) .

Bu bandajda tespit edilecek taraftaki el karşı omuza konulur. Ciltte tahrişi
önlemek için kolun gövdeye temas ettiği kısımlar pamukla desteklenir. Sargı
bezini koldan gövdeye doğru ve omuzdan dirseğe doğru sardıktan sonra kolun,
omuz ve ön kolun hiç bir kısmı gözükmeyecek şekilde sarılır. Sargı bezi
sararken kural çok sıkı sarmamak , ancak gevşekte bırakmamak şeklindedir. Bir
evvelki sarılan kısmın ½ si ile ⅔ ünü katedecek şekilde sarılır ve eklem
yerleri 8 şeklinde geçilir. Üçgen sargı da omuz ve önkol travmalarında tespit
sağlar. Jones bandajı ayak bileğinden kasığa kadar sarılan bir bandajdır ve
daha ziyade diz yaralanmalarında kullanılır. Bir kat sarılan pamuk üzerine
sargı bezi sarılır. Sonra tekrar pamuk ve tekrar sargı bezi sarılır.
Elastik bandaj
çoğunlukla yumuşak doku lezyonlarında kısmen bir tespit sağlama ve ödemi
azaltma gayesi ile sarılır. Bunun dışında çocuklarda Klavikula kırıklarında
elastik bandajla sekiz bandajı yapılabilir. Ekstremiteye elastik bandaj
sarılırken de her zaman periferden
başlanır, çok sıkı sarılmaz; gevşek sarılırsa da fonksiyon görmez. Yine bir
evvelki sarılan kısmın ½ si ile ⅔ ünü katedecek şekilde sarılır ve yine
eklem yerleri 8 şeklinde geçilir. Sarılma işlemi bitince kopçaları ile
tutturulur. Sıkarsa veya gevşerse açılıp, yeniden sarılmalıdır.
Traksiyon
Kırıkların anlık redüksiyonu, geçici tespiti veya yavaş yavaş kademeli
redüksiyonu amaçlarıyla yapılır. Bunlardan birincisi; redüksiyon gerektiren bir
kırık kapalı yöntemlerle redükte edilecekse, burada karşılıklı iki kişi kırığa
traksiyon uygular ve bazı kırıklar sadece traksiyonla yerine getirilebilirler.
Bazen traksiyonla beraber kırığı redükte edecek kişi değişik manevralar ve
manüplasyonlar da yapabilir. Bu şekilde kapalı redüksiyon başarıya ulaşmış ise
kırığa derhal sirküler alçı uygulanır ve bu şekilde kırık tedavisine başlanmış
olur.
İkinci amaç kırığı nispeten hareketsiz hale getirmek ve ağrıyı , yumuşak
doku hasarını azaltmakdır. Bunun için yapılan işlem cilt traksiyonudur
(İndirekt traksiyon). Bunun için gerekli alet set olarak piyasada
bulunmaktadır. Genellikle kalça bölgesi kırıklarında asıl tedavi yapılana
kadarki bir kaç gün boyunca kullanılır. Tibia yan taraflarındaki cilde
uygulanan traksiyon setinin ucuna 3 kg
kadar ağırlık asılır ve kırık nispeten hareketsiz hale getirilir.
Üçüncü amaç yani kırıkların kademeli redüksiyonunun sağlanması iskelet traksiyonu (Direkt traksiyon) ile sağlanır. Bunun içinde kırıktan biraz bir bölgeden kemikten geçirilen bir Steinman çivisinin dışta kalan uçlarına önce bir üzengi biçiminde çelik tel yerleştirilir ve bunun da ucuna takılan bir ip makaralı sistemden geçirilerek ucuna ağırlık bağlanır. Çocuk femur kırıklarında Tub. tibiadan yapılan Russell traksiyonu eskiden çok kullanılırdı. Veya yine çocuk femur kırıklarında suprakondiler bölgeden geçirilen çiviye makaralı sistemle ağırlık asılır, kalça ve diz 90o de tutulurdu (Doksana doksan traksiyon) (Şekil.13) .

Bugün suprakondiler bölgeden geçirilen bu çivi ve üzengi yardımıyla ameliyat
masasında traksiyonla anlık olarak femur redükte edilmekte ve çivinin uçları
alçı içerisinde bırakılmak suretiyle pelvipedal alçı yapılmaktadır. Uygulanan
bu yönteme inkorpore alçılama denilmektedir. Humerus un sorunlu kırıklarında
olekranondan iskelet traksiyonu yapılabilmektedir. Bazı santral asetabular
çıkıklarda femurdan iskelet traksiyonu halen kullanılabilen bir yöntemdir.
Sorunlu tibia kırıklarında kalkaneustan iskelet traksiyonu yapılabilmektedir.
Servikal vertebra yaralanmalarında kafa üst kubbeden uygulanan Halo
traksiyonla ağırlık kontrollü bir
şekilde artırılarak kırık veya çıkığın redüksiyonu sağlanabilmektedir.
Traksiyon yöntemi genel olarak bu şekilde kırığın redüksiyonu sağlanıncaya
kadar sürdürülür ve daha sonra diğer dıştan tespit yöntemlerinden birine
geçilir.
Eksternal fiksasyon
Kırığın proksimal ve distal bölgelerinden kemiğe dışarıdan uygulanan çivi
,vida veya tellerin yardımıyla, dışarıda metal cihazlarla bunlar birbirine
bağlanıp, fragmanlara hakim olunması ve tespit sağlanması yöntemine eksternal
fiksasyon bu işe yarayan cihazlara da eksternal fiksatör denilmektedir. Kırık
yeri açılmadan bu işlem yapılabildiği için , kırık iyileşmesini bozmama ve açık
cerrahinin komplikasyonlarından kaçınma avantajları vardır. 1900 lü yıllardan
itibaren uygulanmaya başlanan fiksatörlerin günden güne gelişmesi ve çivi yeri
enfeksiyonu gibi önemli bir komplikasyonunun uygun bakım koşullarına ve
antibiyotiklerdeki gelişmelere bağlı olarak azalmasından sonra 1970 ve 1980 li
yıllardan itibaren daha çok kullanılabilir olmuştur.
Eksternal fiksasyon işlemi ameliyathanede ameliyat hazırlığı yapılarak ve anestezi (Genel yada rejyonel) altında yapılır. Bugün eksternal fiksatörlerle kırıklara her planda hakim olunabilmekte, duruma göre kırığa distraksiyon yada kompresyon uygulanabilmekte , kırık kaynaması bir miktar sağlandıktan sonra dinamik duruma getirilerek kaynamanın daha çabuk gerçekleşmesi sağlanabilmektedir. Özellikle açık kırıklarda, enfekte nonunion ve psödoartrozlarda, pelvis kırıklarında, uzatma ameliyatlarında endikedir. Bazı intraartiküler kırıklarla peri artiküler kırıklarda , çok parçalı diyafiz kırıklarında da kullanılabilir. Bakımı düzgün yapılmak şartıyla, kırık kaynaması yeterli sağlamlığa ulaşıncaya kadar kalabilmektedir. AO tübüler eksternal fiksatör, İlizarov sirküler eksternal fiksatör, dinamik aksiyel fiksatörler bugün için çok kullanılanlardandır (Şekil.14) .

İnternal fiksasyon
Kırık bölgenin ameliyatla açılarak cerrahi redüksiyonundan (açık redüksiyon) sonra bu iş için özel yapılmış olan ve vücut içerisinde kalacak olan madeni tespit cihazları (İmplant) ile kırık fragmanların tespitine internal fiksasyon denilir. Açık redüksiyon + internal fiksasyon için osteosentez tabiri de kullanılmaktadır (Şekil.15) .
Genellikle plak , vida ve
tellerle internal fiksasyon bu şekilde yapılır. Ancak internal fiksasyon yapmak
için açık redüksiyon yapılması şart değildir. Kırık yeri traksiyon ,
manüplasyon yoluyla kapalı redükte edildikten sonra kemiğin medullasına uzak
yerden girilerek bir intramedüller çivi yerleştirilebilir. Buna kapalı
intramedüller çivileme denilir. Hatta bu şekilde kırık yeri açılmadan ve kırık
biyolojisine de zarar vermeden yapılabildiği için bu yöntemin avantajlı
tarafları vardır. Bir de bazı kırıklarda (Çocuklarda humerus suprakondiler
kırıkları) kapalı redüksiyon sonrasında dışarıdan kırık hattını geçecek ve
redüksiyonu koruyacak şekilde Kirschner telleri ile internal fiksasyon
yapılabilir. Buna da perkütan çivileme yöntemi denilmektedir.
İnternal fiksasyon için kullanılan implantların
biyolojik uyumlu olmaları, toksik olmamaları ,
yeterli dayanıklılığa sahip olmaları, yıpranma ve aşınmaya dayanıklı
olmaları, vücut içinde tepki yapmamaları ve tepkiye de maruz kalmamaları beklenir.
Bugün için en çok kullanılan maden karışımları paslanmaz çelik , titanyum
alaşımları ve kobalt-krom karışımlarıdır.
Bugün için yaygın olarak kullanılan bazı
implantlar şu şekilde sıralanabilir: Kirschner telleri, serklaj telleri,
kilitli Kirschner telleri, Knowles çivileri, Schanz vidaları, Steinman
çivileri, Küntscher intramedüller çivisi, Ender intramedüller çivileri, U
çivileri (Staple) , Rush çivisi, Smith Petersen çivisi, kortikal vida, spongiöz
vida, malleol vidası, kanüle vidalar, interferens vidaları, düz plaklar,
rekonstrüksiyon plakları, kompresyon plakları (DCP), sınırlı temaslı kompresyon
plakları(LCDCP), semitübüler plaklar, 1/3 tübüler plaklar, Dinamik kalça plağı
(DHS), Dinamik kondil plağı (DCS), Harris Muller plağı, L plak, Jewett plağı, T
plaklar, anatomik plaklar, Kilitli intramedüller çiviler, vertebra posterior
enstrumantasyonları, vertebra anterior enstrumantasyonları, parsiyel veya total endoprotezler.
Açık redüksiyon ve internal fiksasyonun
avantajları: Tam anatomik redüksiyon sağlanır, stabil
fiksasyon sağlanır, kırığın kaynaması için uygun ortam sağlanır, erken harekete
izin verilerek fonksiyonların kazanılması kolaylaşır ve uzun süreli
immobilizasyonun sakıncaları görülmez. Bunlara karşılık dezavantajlı yönleri
ise : Kapalı kırık ameliyatla açık hale getirilmiş olur ve enfeksiyon
gelişebilir. Kırık iyileşmesinin biyolojik safhaları bozulur ve kaynama bundan
dolayı gecikebilir.
Endikasyonları:
1. Kapalı yöntemlerle redüksiyonun başarısız olduğu kırıklar.
2. Mutlaka açık
redüksiyon ve internal fiksasyon yapılması gerekli kırıklar:
a)
Kopma
kırıkları (Olekranon, patella, fibula başı, trokanter major vb)
b)
Eklem içi
kırıklar . Mutlak anatomik redüksiyon yapılması ve erken harekete başlanması
fonksiyonel bakımdan çok iyi sonuç verir.
c)
İnterpozisyonlu
kırıklar. Femur, humerus , tibia kırıkları.
d)
Kırıklı-çıkıklar.
Kalça, omuz , diz, dirsek kırıklı-çıkıkları.
e)
Bazı epifiz
kırıkları. Özellikle Salter-Harris tip III-IV kırıklar.
f)
Replantasyon
yapılırken kırık kemikler internal ve-veya eksternal fiksasyonla tespit
edilirler.
3.Kırık iyileşmesinin ameliyatla daha iyi, çabuk ve
güvenli gerçekleşeceği kırıklar. Femur boynu, trokanterik femur kırıkları,
femur cisim ve suprakondiler bölge kırıkları gibi kırıklar.
4. İnstabil
vertebra kırıkları
5. Psödoartrozlar
6.Büyük damar yaralanması
yapmış kırıklar. Damar tamiri yapılırken kırığın da güvenli bir tespiti,
damarın yeniden zarara uğramaması için gereklidir.
Relatif endikasyonları:
1. Multipl kırıklar
2. Redüksiyon ve tespiti
kapalı yöntemlerle çok güvenceli olmayan kırıklar. Tibia, humerus, ön kol çift
kemik kırıkları .
3. Kaynama
gecikmesi olan kırıklar
4. Patolojik
kırıklardır.