![]() |
|
KOLUMNA VERTEBRALİS HASTALIKLARI
Prof.Dr.Ali Kemal Us
Kolumna
vertebralis yani Omurga 33 ayrı vertebranın üstüste sıralanması ve birbirine bağlanması
sonucu meydana gelen bir sütundur. Vertebralar servikal, torakal, lumbar, sakral ve koksigeal
vertebralar olarak gruplandırılırlar. Servikal bölgede 7, torakal bölgede 12, lumbar bölgede
5, sakral bölgede 5 ve koksikste 4 vertebra bulunur. Bu 33 vertebranın 24 tanesi birbirine
eklemler aracılığıyla bağlanmıştır. Bunlara presakral vertebralar denilir. Kalan 9
vertebradan 5 tanesinin birleşmesinden sakrum meydana gelmiştir. En altta bulunan küçük ve tam
gelişmemiş 4 vertebranın birleşmesinden koksiks denilen kemik meydana gelmiştir (Şekil-1).
Omurganın yandan görünüşü öne doğru (Lordoz) ve arkaya doğru (Kifoz) bir takım eğrilikler ihtiva eder. Bu eğrilikler servikal lordoz, torakal kifoz, lumbar lordoz ve sakral kifoz olarak adlandırılır. Torakal ve sakral kifoz fetal yaşamda oluştuklarından dolayı primer eğrilikler, servikal ve lumbar lordoz ise doğumdan sonra çocuğun başını dik tutmaya, oturmaya ve yürümeye başlamasıyla şekillenip, geliştiklerinden dolayı sekonder eğriliklerdir.
Vertebralarda
eklem yüzlerinin şekli , durumu ve frenleyici etkilerin kuvvetli olması yüzünden birbirine yakın
vertebralar arasında yapılabilen hareketler az olmakla beraber ; birçok eklemlerde aynı zamanda
yapılan hareketleri bir araya getirmek suretiyle Omurga çok çeşitli yönde ve geniş hareketler
yapabilmektedir. Omurga hareketlerinin birçok eklemlere dağıtılmış olması ve komşu
vertebralar arasında hareketin az olması Medulla Spinalis'in korunması bakımından çok yararlıdır.
Omurganın
en önemli fonksiyonları Mekanik ve Nörolojik olarak iki grupta toplanabilir. Mekanik fonksiyonlar
içerisinde başlıcaları : Vücut ağırlığını taşıma ve diğer kısımlara iletme, gövdeyi
oluşturma ve postürü temin etme, ağrısız hareket etme kabiliyeti sayılabilir. Nörolojik
fonksiyon olarak adlandırılan görevi ise Medulla spinalis ve eklerini içerisinde barındırmak
ve sahip olduğu mükemmel yapı ile korunmasını sağlamaktır. Kolumna vertebralis hastalıkları
çoğu zaman Omurganın bu fonksiyonlarından, birine veya birden çoğuna zarar vererek kendilerini
gösterirler.
Kolumna vertebralis hastalıklarının doğru teşhis edilmesi için öncelikle geniş kapsamlı iyi bir anamnez alınmalıdır. Sistemik fizik muayeneden sonra, Omurganın ayrıntılı muayenesi yapılır. Burada inspeksiyon ve palpasyon bulguları çok değerlidir. Omurga hastalıklarında nörolojik muayene de çok önemlidir ve her hastada muhakkak tam anlamıyla yapılmalıdır. Bundan sonra rutin laboratuvar incelemelerinden gerekli olanlar yapılabilir. Daha sonra Fizik muayenenin tamamlayıcısı olarak Radyolojik muayene yöntemlerine geçilir. İlk sırada muhakkak direkt radyografik incelemeler yapılır. Bunu takiben iskelet yapının daha iyi görüntülenmesi için ileri tetkik olarak Bilgisayarlı Tomografi ve hem kemik doku, hemde yumuşak dokuların daha iyi görüntülenmesi için de Magnetik Rezonans Görüntüleme (MRG) tekniklerine başvurulabilir. Nöral doku fonksiyonlarının incelenmesi için ENMG (Elektronöromyografi), SEP (Somatosensoriel Evoked Potential) yada MEP (motor Evoked Potential) teknikleri bazı durumlarda gerekebilir. Sintigrafik yöntemler de tümör ve bazı enfeksiyonlarda gereklidir.
BAZI KOLUMNA VERTEBRALİS HASTALIKLARI
TORTİKOLLİS
Baş
ve boynun yana doğru eğikliği ve rotasyonel çarpıklığı ile karakterize bir hastalıktır. En
sık görülen nedeni sternokleidomastoideus kasının tek taraflı olarak kısalığına bağlı müsküler
tortikollistir. Bunun dışında konjenital, nörojenik, inflamatuvar, travmatik ve psikonörotik kökenli
de olabilir. Müsküler tortikollisde sternokleidomastoideus kasında doğum sırasında bir
zorlanma veya muhtemelen beslenme bozukluğuna bağlı olarak ilk aylarda bir kitle palpe edilir. Bu
kitle birkaç ay içinde kaybolurken , kasta kısalık ve kontraktür gelişir. Kliniği çok
belirgindir. Tek taraflı kısalmış
sternokleidomastoideus kasının çekmesi sonucu baş bu
tarafa doğru eğilir ve yüz sağlam tarafa doğru döner (Şekil-2). Kemik anomali olup, olmadığının
saptanması için mutlak surette radyolojik inceleme yapılır. Ayırıcı tanı açısından KBB ve
göz muayeneleri yaptırılır.
SKOLYOZ
Omurganın frontal planda sağa veya sola doğru oluşan eğriliğine
skolyoz denilir . Sagittal planda kifoz veya lordoz ayrıca transvers planda rotasyon
deformiteye eşlik edebilir. Skolyoz tespit edildikten sonra (özellikle büyüme hızının arttığı
puberte öncesinde) ilerleyen bir deformitedir.

Sınıflama:
1-Non
strüktürel
2-Geçici
strüktürel
3-Strüktürel
NON
STRÜKTÜREL SKOLYOZ
1-Postürel
skolyoz.
2-Kompansatuvar
skolyoz .Alt ekstremite eşitsizliklerinde görülür.
GEÇİCİ
STRÜKTÜREL SKOLYOZ
1-Siyatik
skolyoz.Disk hernisinin sinir köklerinde irritasyon yapması sonucu oluşur.
2-İnflamatuvar
skolyoz.Böbrek iltihabı ve benzer enfeksiyonlarda görülür.
3-Histerik
skolyoz
STRÜKTÜREL
SKOLYOZ
1-İdyopatik
skolyoz. En sık görülen skolyozdur. Kesin neden belli değildir.Yaş gruplarına ve değişik
klinik özelliklerine göre infantil , juvenil ve adolesan tipte değerlendirilir.
2-Konjenital
skolyoz. Vertebral (Örn. Hemivertebra) veya ekstravertebral (Örn. Kosta füzyonları) orijinli olabilir.
3-Nöromüsküler
skolyoz. Nöropatik (Örn. poliomyelitis, serebral paralizi) veya myopatik (Örn.
Progressif müsküler distrofi) olabilir.
4-Nörofibromatozis
5-Mezanşimal
hastalıklar . Marfan sendromu , romatoid artrit ,Schuermann hastalığı gibi.
6-Post-travmatik
deformiteler. Kırık veya kırıklı çıkık sekeli yada yanık sekeli gibi.
SCHUERMANN
HASTALIĞI
Adolesan
Kifoz da denilen bu hastalık 1920 yılında Schuermann tarafından tanımlanmıştır. Genç
insanların en sık görülen omurga hastalığıdır. Vertebra apofizlerinin avasküler harabiyeti
sonucu bir çok vertebra korpusunun ön taraflarında
hafif çökmeler ortaya çıkar. Klasik olarak torakal bölgeyi tutan bu hastalıkta giderek
kifoz belirginleşir. Torakal kifozun artışı
servikal ve lumbar lordozda artış olmasına yol açar. Bazen hafif bir skolyoz eşlik edebilir. Kifozun daha da artması sonucu yuvarlak
sırt görünümü ortaya çıkar. (Şekil-3)
ANKİLOZAN
SPONDİLİT
Sakroiliak
eklemlerde sakroileitisle başlayan ve omurgayı da tutan sistemik inflamatuvar bir hastalıktır.
20-30 yaşlarda ve genellikle erkeklerde görülür. Etyolojisi belli değildir. Eklemlerde ilkin
fibröz , ilerlediğinde osseöz ankilozlara yol açar. Başlangıçta sabah ağrıları ve
sertlikleri vardır. Zamanla hareket kısıtlılıkları başlar ve ilerler. Servikal ve lumbar
lordozda azalma (Kifoza gidiş) ve torakal kifozda artış ortaya çıkar. Kalça ve dizlerde
fleksiyon kontraktürleri görülür. Radyolojik incelemede sakroileitisin yanısıra ankilozlar,
paravertebral ossifikasyon ve sonuçta bambu kamışı görünümü tipiktir (Şekil-4).
SPONDİLOLİSTEZİS
Bir
vertebranın herhangi bir nedenle üzerindeki vertebral kolonla beraber altındaki vertebra üzerinde
öne doğru kaymasına spondilolistezis , arkaya doğru
kaymasına ise retrolistezis denilir. En çok lumbosakral bölgede
görülür.
Spondilolistezisler etyolojik nedene göre displastik, istmik, dejeneratif, travmatik ve patolojik
tip olarak 5 gruba ayrılır. En sık görüleni istmik tiptir. Bu tipte, sıklıkla beşinci, bazen
dördüncü lumbar vertebranın arkusunda interartiküler bölgede bir birleşmeme defekti vardır
(Spondilolizis) (Şekil-5) .Üst ve alt artiküler çıkıntı birbiriyle kemik değil fibröz bir
doku ile birleşir. Bu defektli kısımdan dolayı zamanla kayma gelişebilir. Bu defekt en iyi
oblik çekilen radyografilerde görülür. Spondilolistezislerde başlıca bulgu bel ağrısıdır.
Paresteziler ve pareziler ortaya çıkabilir. Hamstring spazmları ve radiküler ağrılar ortaya çıkabilir.
Kayma miktarının fazla olduğu durumlarda belde arkada çukurluk ve basamaklaşma görülebilir.
Radyolojik incelemede lumbar lordoz azalmış olarak tespit edilir. Kaymaya bağlı olarak spinal
kanal darlıkları tespit edilir. Aradaki diskin
durumunu
tespit etmek, spinal kanalın darlık derecesini anlamak ve sinir köklerinin hangi oranda sıkıştığını
görmek için MRG tetkiki yapılmalıdır.
LUMBALİZASYON-SAKRALİZASYON
Birinci
sakral vertebranın sakrumdan ayrı oluşması, yani lumbar vertebra karakterini almasına
lumbalizasyon denir. Tersine lumbar vertebraların beşincisinin sakrum ile tam yada kısmi birleşmesi
, sakral vertebra karakterini almasına ise sakralizasyon denir. Beşinci lumbar vertebranın
transvers çıkıntısı bazen fazla gelişme ile bir yada iki tarafta ilium ile yalancı bir eklem
yapar. Bu yalancı eklemde kolayca dejeneratif değişiklikler olur, bel ağrıları yapabilir.
SPİNAL
STENOZ
Spinal
kanalın çeşitli nedenlerle daralması ile ortaya çıkan klinik tablodur. En çok rastlanan sebep
dejeneratif değişikliklerdir. Önemli belirtileri yürüme sırasında ortaya çıkan nörojenik
klodikasyon ağrısı . duyu bozuklukları ve parezi yada paralizilerdir. Faset eklemi oluşturan
yapılardan superior artikuler çıknıntıların hipertrofisi ile sinir köklerinin sıkışmasına
ise lateral resessus stenozu adı verilir.Bu durum en sık L-4/5 ve L-5/S-1 seviyelerinde görülür.
Ekstansiyonla ağrı artar, fleksiyonla ağrı hafifler. Sinir kökü basısı varsa buna ait
bulgular saptanır. Osteofitler, faset eklem hipertrofileri , ligamentum flavum hipertrofisi,
dejenere olmuş disk protrüzyonları, spondilolistezis ve posttravmatik
deformiteler sebep olabilir. Daralmanın derecesi bilgisayarlı tomografik inceleme ile veya
MRG tetkiki ile sinir kökleri ve spinal kanalın etkilenme düzeyi anlaşılabilir.
DİSK HERNİASYONLARI
Diskus
intervertebralis iki kısımdan oluşur: Kollajen lifler ve fibrokartilaj dokudan oluşan annulus
fibrosus ve ortasında bulunan jelatinöz yapıdaki
nukleus pulposus (Şekil-6). Fıtıklaşma ani ve ağır bir yük kaldırma sonucunda,
disklerin arkaya doğru yer değiştirmesiyle medulla
spinalis veya sinir köklerini sıkıştırmasıyla ortaya çıkan klinik tablodur. En çok aşağı
lumbar bölgede görülür. Annulus fibrosusun sağlam olmasına rağmen disk hacminin arkaya fıtıklaşmasına
protrüzyon ; annulus fibrosusun yırtılmasıyla nukleus pulposusun serbest kalarak fıtıklaşmasına
sekestrizasyon denilir.
Herniasyon
posterior santral, foraminal ve lateral lokalizasyonlu olabilir. En sık görüldüğü yaşlar
30-45 yaşlar arasıdır. En önemli şikayet ağrıdır. Ağrı karakteristik olarak oturmak,dolaşmak,
öne eğilmek, öksürmek ve gerinmek ile artar. Siyatik sinir germe ve düz bacak kaldırma
(Laseque testi) testleri müsbettir. Hastalarda bir müddet sonra bası altında kalan köke ait
motor güçte azalma , duyu ve refleks bozuklukları ortaya
çıkar. Klinik bulguları mevcut hastalarda kesin tanı MRG incelemesi ile konulur. Sinir sıkışması
varsa ENMG de bulgu verir.
SPİNA
BİFİDA
İntrauterin
gelişme geriliğine bağlı olarak, spinal kanalın arka duvarının kapanmaması sonucunda oluşan
bir anomalidir. Bu anomalide spinöz çıkıntı ve arkus vertebra tam oluşmamıştır.
Bunların yerinde bir defekt vardır. Spina bifida omurganın herhangi bir yerinde olabilir; fakat
en çok sakral ve lumbar bölgede görülür. Bazen omuriliğe kadar uzanabilir. Meningosel ,
Meningomyelosel tabloları ortaya çıkabilir.
OMURGA TÜBERKÜLOZU (Mal de Pott)
İskelet
tüberkülozlarının en sık (%50-70) görülen yerleşim yeri omurgadır. İlk kez 1776 da
Percival Pott tarafından tarif edildiği için Mal de Pott yada Pott hastalığı da denilir.
Etkeni Mycobacterium Tuberculosis olup
, basiller, omurgaya daha önce hastalık oluşturdukları bir primer odaktan yani sıklıkla akciğerlerden
, kan yada lenf yolu ile gelerek, vertebra korpuslarına yerleşirler. İnfeksiyon vertebra
korpusunun ön kenarında diskus intervertebralise yakın yerinden başlar. Erkenden diske geçer ve
vertebralar arası aralık daralır. Hastalık odağında spesifik granülasyon dokusu oluşur.
Bunun kazeifikasyonu ile destrüksiyon ve apse oluşur (Şekil-7). Erken devrede sırt ağrıları ,
paravertebral
kas spazmları ve buna bağlı hareket kısıtlılıkları geç devrede ise gibbus (Lokalize kifoz)
deformitesi yer değiştiren soğuk apse ve parapleji gelişir.
En sık torakolumbar bölgede görülür. Radyolojik incelemede erken bulgu disk aralığının
daralması ve osteoporozdur (Kemikte ödem ve kanlanmanın artışının göstergesi) . Daha sonra
vertebra korpusunda destrüksiyon, bir yada iki vertebrada çökme ve buna bağlı gibbus görülür.
Torakal vertebrada fuziform apse gölgesi, lumbar vertebralarda
psoas apsesi görülür. MRG tetkikinde apsenin sınırları, destrükte kemikler ve spinal
kanalın hastalıkla ilişkisi çok daha net değerlendirilebilir.