![]() |
Department of Forensic Medicine Forensic Genetics
Ankara
Üniversitesi Tıp Fakültesi
|
İnsan Genom Projesi: Umut mu,
Kabus mu?
Dr. Ayşim Tuğ*, Dr. İ. Hamit
Hancı**, Dr. Aysun Balseven*
* Uzm.; Adli Biyoloji , Ankara
Ü. Tıp Fak. Adli Tıp AD, Ankara
** Prof.; Ankara Ü. Tıp Fak.
Adli Tıp AD, Ankara
*** Asist.; Ankara Ü. Tıp Fak.
Adli Tıp AD, Ankara
sted 2002 • cilt 11 • sayı 2 • 57
İnsan genom projesinin amaçları
İnsanın da içinde bulunduğu ökaryot canlılarda genetik bilgiyi taşıyan,
aktaran DNA molekülü olağanüstü bir paketlenme sistemiyle kromozomları
oluşturmaktadır. DNA molekülünde bulunan genler, kalıtsal bilgilerimizin
depolandığı birimlerdir. Bir insan hücresinde 46 kromozomun içine paketlenmiş
3 milyar baz çifti içeren yaklaşık 2 metre uzunluğunda DNA bulunur. Bütün
genetik bilgiyi içeren kromozom setinin tamamına genom denir. Genomdaki
bilgiler canlıyı diğer türlerden ve kendi türündeki diğer canlılardan ayıran
boy, göz rengi gibi özelliklerinden başka hastalıklara direnç ya da bazı
hastalıklara yakalanmada kalıtsal risk gibi özellikleri de belirler. Bu
projede ilk amaç, günümüzde tedavisi olmayan 3.000 den fazla genetik hastalığa
yatkınlığı belirlemek, ilgili genlerin yerlerini, yapılarını aydınlatarak
tanı ve tedaviyi olanaklı kılmak, gereken genetik düzeltmeleri yapmaktı.
Proje ile bazı kanser türleri, hemofili, multiple skleroz, kistik fibrozis,
Huntington hastalığı, Crohn hastalığı, tip I diabet, skleroderma, lupus,
pernisiyöz anemi, tiroidit, Graves hastalığı gibi birçok hastalığın tanı
ve tedavisi ve ilaçların geliştirilmesi mümkün olacaktır. İnsan sağlığı
dışında, elde edilecek bilgiler, biyoarkeoloji, antropoloji, insan göçleri
ve evrim süreci ile ilgili verilere ulaşmada, bunları değerlendirmede kullanılacaktır.
Ayrıca tarım, hayvancılıkta verimin arttırılması, çeşitli
hastalıklara, olumsuz çevre koşullarına dirençli türlerin geliştirilmesi
mümkün olabilecektir. İnsan Genom Projesi’nin (HUGO) sağladığı olanaklarla
mikroorganizmaları daha iyi tanıyacağımız için hem insanda hastalık yapan
özelliklerinin saptanması kolaylaşacak, hem de bu bilgiler endüstride enerji
üretiminde, zehirli atıkların azaltılmasında, yenilenebilir kaynakların
geliştirilmesinde kullanılacaktır.
İnsanların dış görünüşlerindeki farklılıklara karşın DNA yapımızın %99,8'i ortaktır. DNA üzerindeki kişiden kişiye farklılıklar gösteren tüm bölgelerin tanımlanması, babalık davaları ve adli tıp uygulamalarında temel kriter olacaktır.
Genom projesi ve olası tehlikeler
Daha sağlıklı, daha kaliteli uzun bir yaşam için kullanılması gereken
bilgi ve tekniğin hızı ve ulaştığı güç karşısında bazen kaygı duymaktayız.
Genom projesinin ileriye dönük bilimsel, sosyal, ahlaki yansımaları insanoğlu
için bir umut mu yoksa kabus mu olacak? Kalıtsal yapımızın çözümlenmesini
kendi ölüm fermanımızı okumak olarak değerlendirenler de var. Kalıtsal
bir hastalığın genini taşıdığı belirlenen bir kişinin bunu önceden bilmesinin,
kişinin yaşamını, yakın çevresiyle ilişkilerini nasıl etkileyeceğini kestiremiyoruz.
Kişi "ileride yakalanacağı" hastalık nedeniyle umutsuzluğa kapılıp intiharı
düşünebilir. Umutsuz hastalara gen tedavisini kesin tedavi olarak sunan,
bundan maddi kazanç sağlayanlar da olabilir. Birden çok genin etkisiyle
oluşan hastalıkların gelecekte ortaya çıkıp çıkmayacaklarını önceden bilmek
olanaklı değil. Bir hastalığa neden olan geni taşıyan herkeste hastalık
ortaya çıkmayabilir, hastalığın ortaya çıkmasında genlerin dışında etkili
olan çevre, yaşam koşulları gibi etkenler de vardır. Örneğin kalın barsak
kanserine yol açan gen mutasyonları bilinmekle birlikte bu mutant genleri
taşıyan kişilerin yalnız %10’u hasta olmaktadır. İşverenler, sigortacılar
gen taraması sonuçlarını isteyip bu sonuçları adeta bir hastalık
dedektörü gibi kullanabilirler. 1970'li yıllarda ABD'deki sağlık şirketlerinin
çoğu, zencilerde
Akdeniz Anemisi testini zorunlu koşuyorlardı. Bu testi yaptırmayan
ya da test sonucu pozitif
olanlar sigortalanmıyordu. Sigortacılıkta bu tür ayrımcılıklar yasak
olmasına karşın sigorta şirketlerinin umutsuz hastaları sigortalamayacaklarını
ya da anormal derecede yüksek primler isteyeceklerini söylemek kötümser
bir bakış olarak değerlendirilmemelidir. İşverenler de potansiyel hastaları
işe almayacaklardır. Böylece işe alma koşulları arasına "iş verimini azaltacak
derecede uzun süreli tedavi gerektiren bir kalıtsal hastalığı olmaması"
gibi bir kriter eklenecektir.
James Watson ve Francis Crick 1953 yılında DNA'nın çift sarmal yapısını
ortaya çıkardıklarında yaşamın sırrını keşfettiklerini ileri sürmüşlerdi.
DNA'nın yapısal ve iılevsel özelliklerine dayanan ve resmi olarak 1990
yılında başlatılan Genom Projesi, yüzyılımızın en büyük araştırmalarından
biri ve sonuçları 2003 yılında açıklanacak olan bu proje tamamlandığında
insan DNA'sındaki genlerin sayısı, yerleri, düzenleri ve işlevleri konusunda
ayrıntılı bilgiler içeren bir kaynak hazırlanmış olacak.
Hastalıklara yatkınlık taraması, gen tedavisinin çok pahalı olması bunları
zengin ülkelerin, zengin insanların yararlanabildiği hizmetler haline getirecektir.
Yoksul insanlar adeta bir kobay gibi kullanılarak istenilen bazı özellikler
kazandırılmış güçler oluşturulacak, hakim güçlerce çıkarları doğrultusunda
kullanılabileceklerdir. Genetik verilerin ekonomik kazanç kaynağı olması
olasılığı yüksektir. Hatta bu bir olasılık olmaktan çıkmış, bir kazanç
kaynağı olması için
projeler geliştirilmiştir. Bunun ilk uygulaması 200 araştırıcı tarafından
internette açılan bir bahis sitesidir. Bir dolar ödeyerek bu bahise katılanlar
arasında gen sayımızı tam olarak bilen kişi havuzda toplanan parayı kazanacaktır!
Genom Projesi çalışmalarına katılan hükümetlerin dışında çeşitli kuruluşlar
ve özel şirketler büyük bir rekabet ortamı oluşturmuşlardır. Bu şirketlerin
başında ABD'deki bir biyoteknoloji şirketi olan Celera Genomics gelmektedir.
Hayranlık uyandıracak ölçüde yeni, gelişmiş teknoloji kullanan bu şirket
bazı özel genlerin patent hakkını istemektedir. Celera'nın elde ettiği
verileri saklayacağından, özel genleri patentleyeceğinden korkan kamu kuruluşları
araştırıcılara verilen maddi desteği arttırmışlar, çalışma süreleri de
iki katına çıkarmışlardır.
Genlerden kazanç sağlama girişimleri giderek artmaktadır. Son olarak
ABD'de bir aile çocuklarında ortaya çıkan, ender görülen bir hastalığa
neden olan genin patentini almak için mahkemeye başvurmuştur. Genin patentini
almak, o genle ilgili her türlü girişime izin hakkını ve bunun karşılığında
maddi kazanç sağlamayı olanaklı kılmaktadır.
Yüksek IQ ile bağlantısı saptanan ve 4. kromozom üzerindeki yeri belirlenen
gen özel genlerden birisidir. Zeka geriliği tedavisi için bir umut olarak
görülen bu gen bazı insanları daha zeki yapıp daha az zeki olanlara karşı
üstünlük kurmak için kullanılabilir. Üstün zekalı nesil yaratmak için çeşitli
düşüncelere, uygulamalara zaten rastlanmaktadır. Örneğin ABD'deki bazı
sperm bankaları zeka ve çeşitli yetenekler yönünden üstün olduğu düşünülen
erkeklerin spermlerini toplamakta, bunları yine üstün zekalı kadınlar için
saklamaktadırlar. Bu uygulamaları genom projesinin beklenen en olumsuz
sonuçlarından biri olan öjeni
(eugenics) kavramı içinde değerlendirmek olanaklıdır. İnsanları bazı
genetik özelliklerine göre ayırarak toplumu ıslah etme anlayışı, bir başka
tanımla üstün ırk kurma saplantısı 20. yüzyılda milyonlarca insanın ölümü
ile sonuçlanmıştır. İnsan genomuyla ilgili bilgilerin yine insan türünü
iyileştirme gerekçesiyle kullanılabileceği düşüncesi ciddi bir endişe kaynağı
olmuştur. Bu düşüncenin egemen olması durumunda "normal-anormal" ve "hastalık-sağlık"
kavramları genetik bilgilere sahip güçlerin anlayışı doğrultusunda, onların
değer yargılarına göre yeniden tanımlanabilecektir. Nazi Almanya'sında
ki gibi eşcinseller, zihinsel engelliler ırk temizliğini bozdukları için
imha edilmesi gereken anormaller olarak değerlendirilebileceklerdir. Çevre
faktörü tamamen gözardı edilerek alkolizm, madde bağımlılığı, saldırganlık,
suça yatkınlık gibi toplumsal sorunlar genetik düzenleme adı altında toplanacak
uygulamalarla çözümlenecektir. Hatta embriyodaki hastalıkların, bozuklukların
saptanması ya da tedavisi amacıyla kullanılan amniyosentez, cinsiyetin
önceden planlanması gibi bir amaçla erkek egemen kültürlerde kullanılabilir.
Araştırmacıların bir kısmı bu kötüye kullanım riskinden o kadar endişe
duymaktadırlar ki,
radyasyona dayanıklı Deinococcus radiodurans bakterisinin ya da menenjit
etkeni Neisseria
menengiditis'in genomunun bütünüyle çözümlenmesinden, bunların biyolojik,
kimyasal savaş silahı olarak kullanılabileceği düşüncesiyle rahatsız olduklarını
belirtmektedirler. Tüm bu yaklaşımlar aşırı kötümserlik olarak nitelendirilebilir.
Güç, maddi çıkar uğruna insanların neler yapabileceğini insanlık tarihi
göstermektedir.
Genom projesi ve Türkiye
İnsan genom projesi ile bağlantılı olarak etik, hukuksal, sosyal sorunların
üstesinden gelebilmek için gereken düzenlemeleri yapmak üzere dünyanın
en önemli biyoetik programı olan Etik Hukuksal ve Sosyal Konular (ELSI)
çalışmalarını sürdürmektedir.
Türkiye'de genom projesi çalışmalarını yürütecek akademisyenlerin,
hukukçuların, eğitimcilerin, psikologların, sosyologların katılacağı bir
çalışma kurulu oluşturulduktan sonra yapılması gerekenler: Ulusal düzeyde
genom projesini planlamak, çalışmaları koordine etmek, uluslararası çalışmalara
katkıda bulunmak, bilgi paylaşımını sağlamak, genetik bilgilerin gizliliği,
ticari amaçlı kullanımı, birey hakları ile ilgili yasal, etik, düzenlemeleri
planlamak, ilgili kurumlara önerileri iletmek. Türkiye bu çalışmalarda
ve sonuçlarında söz sahibi olmak, elde edilen bilgilerden haberdar olmak,
yalnızca gereken bilgilerin verildiği bir ülke konumunda olmamak ve olası
çeşitli genetik uygulamaların muhatabı olmamak için bu çalışmaları en kısa
zamanda başlatmalıdır.
Kaynaklar
1-National Center for Biotechnology Information
(http://www.ncbi.nlm.nih.gov/genome/Seq)
2- Smaglik P. Researchers take a gamble on the human genome. Nature.
15.06.2000
3- Genom projesi: Birey ve Toplum
(http://www.metu.edu.tr/home/wwwgenom/on_bilgi.htm).
DNA
Labratuarımızın Açılışı:30 Eylül 2002
ANA SAYFA