|
TURKISH
JOURNAL OF FORENSIC SCIENCES
ADLİ BİLİMLER
DERGİSİ
Haziran-June |
İçindekiler-Contents
1. PERİFERİK DAMAR
YARALANMALARINA BAĞLI ÖLÜMLER
DEATHS DUE TO PERIPHERAL VASCULAR INJURIES pp:59-63
Yrd.Doç.Dr. Süleyman Gören*, Doç.Dr. Mehmet Subaşı** Yrd.Doç.Dr. Ömer
Çakır*** Yrd.Doç.Dr. Yaşar Tıraşçı*
* Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı
** Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji A.D
*** Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Kalp ve Damar Cerrahisi A.D
2.GÖĞÜS VE BATINA NAFİZ KESİCİ-DELİCİ ALET YARALANMASINA BAĞLI
ÖLÜMLER
-DEATHS DUE TO CUTTING AND STABBING WOUNDS ON THORAX AND ABDOMEN
pp:39- 43
Yrd.Doç.Dr.Süleyman GÖREN*, Yrd.Doç.Dr.
Yaşar Tıraşçı**,Yrd. Doç. Dr.
Mustafa Aldemir***
* Dicle Üniv. Tıp Fak. Adli Tıp AD.
** Dicle Üniv. Tıp Fak. Adli Tıp AD., Diyarbakır Adli Tıp Grup Başk.
Ek Görevli
*** Dicle Üniv. Tıp Fak. Genel Cerrahi AD.
3.ELLE BOĞMA
OLGULARINDA OTOPSİ BULGULARI
AUTOPSY FINDINGS IN MANUAL STRANGULATION CASES pp:33-37
Dr. Nesime Yaycı*, Dr. Ahmet Turla**, Dr. Ercüment Aksoy***
* Yrd. Doç. Dr., Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp
Anabilim Dalı
**Yrd. Doç. Dr., Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp
Anabilim Dalı
***Doç. Dr., Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı
4. ÇOCUKLUK ÇAĞINDA
NADİR BİR MAKSİLLOFASİYAL YARALANMA ŞEKLİ:
ELEKTRİKLİ TESTERE YARALANMASI pp:65-68
-A RARE MAXILLOFACIAL INJURY FORM IN CHILDHOOD: CHAINSAW INJURY
Dr. Savaş SEREL*, Dr. Arsın ULUÇ*,
Dr. Burak KAYA*, Dr. Atilla
ERSOY*, Doç. Dr. Zeki CAN*
* Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik
Cerrahi AD
5.ETİK VE YASAL YÖNLERİYLE ÇOCUKLARDA TEDAVİYİ RED
ETHICAL AND LEGAL ASPECTS OF REFUSAL OF TREATMENT IN CHILDREN
pp:27-31
Yard. Doç. Dr. Mine Şehiraltı*, Yard. Doç. Dr. Ümit N. Gündoğmuş**
* Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıp Tarihi ve Deontoloji
Anabilim Dalı
** Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı
6.BİR CERRAHIN GÖZYAŞLARI
THE TEARS OF A SURGEON pp:23-25
Yard.Doç.Dr.İlker ALAT*
*İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi, Turgut Özal Tıp Merkezi, Kalp ve
Damar Cerrahisi A.D
7.AYAKKABI
BOYUTLARINDAN BOY UZUNLUĞU VE VÜCUT AĞIRLIĞININ TAHMİN
EDİLMESİ
-THE ESTIMATION OF STATURE AND WEIGHT FROM SHOE DIMENSIONS pp:15-22
Derya Atamtürk*
* Hacettepe Üniversitesi Antropoloji Anabilim Dalı
8.ADLİ GENETİK LABORATUARLARINDA STANDARDİZASYON VE STANDART
ÇALIŞMA PROSEDÜRLERİNİN VERİMLİLİĞE ETKİSİ
-STANDARDIZATION AT THE FORENSIC GENETIC LABORATORY AND THE EFFECT
OF STANDART OPERATIONAL PROCEDURES TO PRODUCTIVITY pp:7-13
Uz. Dr. Gürol Berber*, Doç. Dr.
Faruk Aşıcıoğlu*
* Adalet Bakanlığı Adli Tıp Kurumu Başkanlığı
9.BOLU VE DÜZCE BÖLGESİNDEKİ
HEKİMLERİN ADLİ RAPOR TANZİMİ ve
STANDART ADLİ RAPOR FORMLARINA YAKLAŞIMI
-THE PRACTITIONERS APPROACH TO STANDART FORENSIC REPORT FORMS IN
BOLU AND DÜZCE REGION pp:45-52
Yard. Doç. Dr. Bora Büken*, Doç.Dr. Zerrin Erkol**, Dr. Erhan
Büken***.
* Abant İzzet Baysal Üniversitesi Düzce Tıp Fak. Adli Tıp Anabilim
Dalı.
** Abant İzzet Baysal Üniversitesi Bolu Tıp Fakültesi Adli Tıp
Anabilim Dalı.
*** Başkent Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı, Ankara
ÖZETLER- SUMMARIES
1. PERİFERİK DAMAR YARALANMALARINA BAĞLI ÖLÜMLER
DEATHS DUE TO PERIPHERAL VASCULAR INJURIES pp:59-63
Yrd.Doç.Dr. Süleyman Gören*, Doç.Dr. Mehmet Subaşı** Yrd.Doç.Dr. Ömer
Çakır*** Yrd.Doç.Dr. Yaşar Tıraşçı*
* Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı
** Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji A.D
*** Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Kalp ve Damar Cerrahisi A.D
ÖZET:Bu çalışmada 1997-2002 yılları arasında 28 periferik damar
yaralanmalarına bağlı ölümlerin değerlendirilmesi amaçlandı.
Olguların 23'ü (%82,1) erkek, 5'i (%17,9) kadın, en küçük
yaş 16, en büyük yaş 56, ortalama yaşları ise 31 idi. Ölümlerin 26'sı
(%92,9) cinayet, 2'si (%7,1) intihar orijinli idi. Cinayet
olgularının 14'nün (%53,8) cadde yada sokakta, 8'nin (%30,8) bahçede
yada tarlada, 2'nin (%7,7) evde ve 2'nin (%7,7) işyerinde meydana
geldiği saptandı . İntihar olgularının ise tamamının evde
gerçekleştiği saptandı. Yaralanan tarafa bakıldığında 7 (%25) olguda
sağ, 21 (%75) olguda sol tarafın yaralandığı tespit edildi. İntihar
olgularının 1'de sağ femoral arter ve ven diğerinde ise sol carotis
arter, cinayet olgularında ise 14 femoral arter ve ven ( 3'ü sağ), 7
carotis arter (1'i sağ), 3 carotis arter ve juguler ven (2'si sağ), 1
carotis arter ve axiller arter, 1 olguda ise juguler ven yaralanması
vardı. Olguların 20'si (%71,4)i ölü duhul şeklinde, 8'i (%28,6) ise
müdahale sırasında öldüğü belirlendi.
Sonuç olarak yaralananların özellikle erken dönemde
hipovolemik şok nedeni ile kaybedildiği dikkate alındığında acil
müdahalenin ve toplumun ilk yardım konusunda eğitiminin önemli olduğu
görülmektedir. Yargı yaralanma sayısı ve yerini dikkate alarak
öldürme kastını tayin etse de yaralanma tek periferik damar
yaralanması şeklinde olsa bile ölümle sonuçlanabildiği ve özellikle
femoral damar yaralanmalarının öldürme kastı ile işlenmiş olabileceği
dikkate alınmalıdır.
Anahtar Kelimeler: Periferik damar yaralanması, ölüm, cinayet,
intihar.
ABSTRACT:In this study, we reviewed the case records of 28 fatalities due to
periferial vascular injury by stab wounds in the six-year period 1997-
2002.
Tweenty three cases were male (82.1%), 5 cases were female (17.9%)
and the mean age was 31. Of all cases, 26 were homicide and 2
suicides. Fourteen of homicide cases death occurred in the street, 8
in the garden, 2 at home, and 2 at office. All of the suicide cases
occurred at home. There was an increase in homicide cases in the
summer (31%) and spring (32%) season. Suicide cases occurred
frequently (66.7%) in the spring season. Of the injuries, 25% were
right side, 75% were left side. There were femoral artery and vein
injuries in one of suicide cases and carotis artery injury in the
other. In homicide cases, femoral artery and vein were injured in 14
(right side in 3), carotis artery in 7 (righ side in 1), both carotis
artery and jugulary vein in 3 (right side in 2), both carotis artery
and axillary artery in 1 and only jugulary vein in one. Of all cases
20 (71.4%) were dead on arrival and 8 (28.6%) on intervention.
In conclusion, considering the deaths occurred because of hypovolemic
shock during early intervention, it can be suggested that it is
important to make the first aid at a proper way and to educate people
on this subject. At judgment in our country, intensional killing is
decided according to the localization and number of injuries,
however, we think that particularly femoral artery injuries may also
be considered in the category of intensional killing since these
injuries can cause deaths even if they are not multiple.
Keywords: Periferal vascular injury, death, homicide, suicide.
2.GÖĞÜS VE BATINA NAFİZ KESİCİ-DELİCİ ALET YARALANMASINA BAĞLI ÖLÜMLER
DEATHS DUE TO CUTTING AND STABBING WOUNDS ON THORAX AND ABDOMEN pp:39-
43
Yrd.Doç.Dr.Süleyman GÖREN*, Yrd.Doç.Dr. Yaşar Tıraşçı**,Yrd. Doç.
Dr.
Mustafa Aldemir***
* Dicle Üniv. Tıp Fak. Adli Tıp AD.
** Dicle Üniv. Tıp Fak. Adli Tıp AD., Diyarbakır Adli Tıp Grup Başk.
Ek Görevli
*** Dicle Üniv. Tıp Fak. Genel Cerrahi AD.
ÖZET:Bu çalışmada Diyarbakır Adli Tıp Grup Başkanlığında 1989-2001
yılları arasında adli muayene ve otopsileri yapılan olgular arasında
göğüs ve batına nafiz kesici-delici alet yaralaması nedeniyle ölen
203 olgu değerlendirildi.
Olguların 200'ü cinayet, 3'ü intihar orijinli olup,
ortalama yaşları 28,6 olarak belirlendi. İntihar olgularının tamamı,
cinayet olgularının ise %85'i erkek idi. Yaraların %56,7'si göğüste, %
10,8'i batında, %32,5 ise göğüs-batında meydana gelmişti. Göğüste en
sık akciğerler (%32), batında ise bağırsaklar (%12) yaralanmıştı.
Cinayetlerin en sık (%73) sokak ya da caddede, intiharların ise
tamamının evde gerçekleştirildiği saptandı. Mevsimlere göre dağılıma
bakıldığında cinayetlerin sıklıkla yaz (%31) ve sonbahar (%32)
mevsiminde, intiharların ise ilkbaharda (%66,7) gerçekleştiği görüldü
Bu çalışmada, kesici-delici alet yaralanmasına bağlı
ölümlerin en sık (%37) 11-20 yaş arasında görüldüğü ve %70'inin ölü
duhul şeklinde sağlık kuruluşuna getirildiği saptandı.
Anahtar Kelimeler:Kesici-delici yaralar,cinayet,intihar
ABSTRACT:We retrospectively reviewed all case records of 203 fatalities
referred to the Branch of the Council of Forensic Medicine in
Diyarbakir City due to sharp injuries on abdomen and thorax, during
the 13-year period 1989-2001.
Of all cases, 200 were homicide and 3 suicides; and their mean age
was 28.6 years. All three suicide cases and 85% of homicide cases
were male. Of the injuries, 56.7% were thoracal, 10.8% were abdominal
and 32.5% were both thoraco-abdominal. The most frequently injured
organ was the lungs (32%) on the thorax and the intestines (12%) on
the abdomen. Most of the homicide (73%) cases death occurred in the
street, all of the suicide cases occurred at home. There was an
increase in homicide cases in the summer (31%) and spring (32%)
season. Suicide cases occurred frequently (66.7%) in the spring
season.
In this study was detected that sharp injury fatalities was more
frequently seen among 11-20 years of age (37%) and most cases (70%)
had arrived dead to the hospital.
Keywords: Stab wounds, homicide, suicide
3.ELLE BOĞMA OLGULARINDA OTOPSİ BULGULARI
AUTOPSY FINDINGS IN MANUAL STRANGULATION CASES pp:33-37
Dr. Nesime Yaycı*, Dr. Ahmet Turla**, Dr. Ercüment Aksoy***
* Yrd. Doç. Dr., Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp
Anabilim Dalı
**Yrd. Doç. Dr., Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp
Anabilim Dalı
***Doç. Dr., Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı
ÖZET:Bu çalışmada elle boğma olgularında boyun bölgesinde ve vücudun
diğer
bölgelerinde tespit edilen travmatik lezyonların özellikleri
belirlenmeye çalışılmıştır.
Adli Tıp Kurumu Morg İhtisas Dairesinin 1986-1996 yılları arasındaki
10 yıllık dönemdeki olguları retrospektif olarak incelenmiştir. Ölüm
nedeni otopsi ve diğer incelemelerden sonra, elle boğma olarak tespit
edilen toplam 50 olgu çalışmaya dahil edilmiştir.
23 tanesi erkek, 27 tanesi kadın olan olgular, en çok 21-30 yaş
grubundadır. Beş olguda boyun bölgesinde harici travmatik lezyon
saptanmamıştır. Olguların %90'nında vücutta harici travmatik lezyon
bulunmuştur. 20 yaş altı olguların çoğunluğunda hiyoid kemik ve
tiroid kıkırdakta kırık bulunmamıştır.
Sonuç olarak, hiyoid kemik ve tiroid kıkırdakta kırık bulunmaması
kişinin elle boğmaya maruz kalmadığını göstermemektedir. Asfiksi
şüphesi bulunan olgularda rutin olarak konjunktivada ve boyunda
peteşiyal kanamaların bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
Anahtar Kelimeler: Elle boğma, asfiksi, makroskopik bulgular, hiyoid
ve tiroid kemik yaralanmaları
SUMMARY:The aim of this study to determine the characteristic injuries of the
neck region and the regions other than neck within the body, in
manual strangulation cases.
The 10 years cases of the Institute of Forensic Medicine, Morgue
department between 1986 and 1996 were evaluated retrospectively. A
total of 50 cases that were established as manual strangulation after
autopsy and the other investigations were included in this study.
31 female and 7 male cases were usually located in the 21-30 age
group. There is no external macroscopic violence findings on the neck
region in 5 cases. In 90% of cases there were external macroscopic
violence findings on the regions other than neck within the body. The
hyoid and thyroid bones were usually not broken in the cases smaller
than 20 years old.
As result, The lack of the hyoid and thyroid bone injuries not
indicates that the case isn't a manual strangulation. Asphyxia
suspicious cases must be routinely evaluated from point of view of
the hemorrhages in the neck region and conjunctiva.
Keywords: Manual strangulation, asphyxia, macroscopic findings, hyoid
and tyroid bone injuries
4. ÇOCUKLUK ÇAĞINDA NADİR BİR MAKSİLLOFASİYAL YARALANMA ŞEKLİ:
ELEKTRİKLİ TESTERE YARALANMASI pp:65-68
A RARE MAXILLOFACIAL INJURY FORM IN CHILDHOOD: CHAINSAW INJURY
Dr. Savaş SEREL*, Dr. Arsın ULUÇ*, Dr. Burak KAYA*, Dr. Atilla
ERSOY*, Doç. Dr. Zeki CAN*
* Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik
Cerrahi AD
ÖZET:Çocuklar erişkinlerinkine benzer tipte yaralanma ve tarvmalara maruz
kalırlar. Bununla beraber yüz yaralanmaları özellikle yaşamın ilk 5
ylı boyunca çok daha azdır. Bu makalede dedesinin kullandığı
elektrikli testereye bağlı olarak yaralanmış 5 yaşında bir kız çocuk
olgu olarak sunulmuştur.
Anahtar Kelimeler: Çocukluk çağı, maksillofasiyal yaralanma,
elektrikli testere
ABSTRACT:Children, like adults, are subject to similar types of injuries and
trauma. However, facial injuries are much less common in children,
particularly during the first five years of life. A 5 year old girl,
who was injured by a chainsaw used by her grandfather, is presented
in this article as case report.
Keywords: Childhood, maxillofacial injury, chainsaw
5.ETİK VE YASAL YÖNLERİYLE ÇOCUKLARDA TEDAVİYİ RED
ETHICAL AND LEGAL ASPECTS OF REFUSAL OF TREATMENT IN CHILDREN pp:27-31
Yard. Doç. Dr. Mine Şehiraltı*, Yard. Doç. Dr. Ümit N. Gündoğmuş**
* Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıp Tarihi ve Deontoloji
Anabilim Dalı
** Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı
ÖZET:Aydınlatılmış onam doktrinine göre tedaviyi red kesin bir haktır.
Yetersiz yetişkin hastalar ve küçükler için kendileri adına onam ya
da red verecek vekil karar vericiler gerekir. Vekil karar verici
olarak aile, çocuğu için tıbbi olarak gerekli bir tedaviye izin
vermeyi reddettiğinde hekim zor bir ikilemle karşı karşıya kalır. Bir
çocuğa yeterli tıbbi bakım sağlamada başarısızlık çocuk ihmalini
oluşturur ve hekim tarafından mahkeme kararıyla tıbbi tedavi için
temel oluşturur. Bazı durumlarda yasal yola başvurma çocuk için ilave
bir travma nedeni olabilir ve çocuk aile ilişkisini bozabilir.
Türkiye' de çocuk hakları ile ilgili kabul edilmiş uluslararası
bildirgeler ve ulusal yasal düzenlemeler bu ikilemin çözülmesinde
yardımcı olabilir. Hekimler her tedaviyi red vakasını etik ilkeler
ışığında gözden geçirmeli ve çocuğun en iyi yararının gerektirdiği
şekilde davranmalıdır.
Anahtar Kelimeler: çocuk, aile, tedaviyi red, ihmal
ABSTRACT:Refusal of treatment is an absolute right according to the informed
consent doctrine. Incompetent adult patients and minors require
surrogate decision makers to consent or refuse on their behalf.
Physicians may face a difficult dilemma when the parents, as
surrogate decision makers, refuse to permit to medically indicated
treatment. Failure to delivering adequate medical care for a child,
constitutes child neglect and may be used by physician as a basis for
court-ordered medical treatment. In some cases to appeal legal advice
may cause additional trauma for child and can spoil the child-parent
relationship. International declarations and national legal
regulations related to children rights can guide to resolve this
dilemma in our country. Physicians should review each case of
parental refusing seperately in the light of ethical principles and
act for the child's best interest.
Keywords: Child, parent, refuse the treatment, neglect.
6.BİR CERRAHIN GÖZYAŞLARI
THE TEARS OF A SURGEON pp:23-25
Yard.Doç.Dr.İlker ALAT*
*İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi, Turgut Özal Tıp Merkezi, Kalp ve
Damar Cerrahisi A.D
ÖZET:Mağdurun hakları ve güvenliği konusunda eksik olan yasal düzenlemeler
sebebiyle cerrahi uygulamalar sonrasında karşılaşılan güncel
uygulamalardaki eksiklikler konu edilmiştir. Yasal düzenlemelerdeki
boşluk sebebiyle, kaybedilen hayatlar, emek, zaman ve para bir olgu
bazında ele alınarak; uygulamadaki sorunların giderilmesi ve acil ve
adli vakalarla uğraşan cerrahların daha huzurlu olabilecekleri
ortamların oluşturulması için gerekli yasal düzenlemeleri içeren
önerilerde bulunulmuştur.
Anahtar Sözcükler:Adli tıp, acil cerrahi, sosyal güvence, yaşam hakkı
ABSTACT:The deficits that are encountered in daily practice after surgical
interventions due to the gap in the laws about the rights and the
safety of the victim were discussed. In this article, the lost lives,
labors, times and money due to the gap in the laws were evaluated on
the basis of a case and some legal solutions that might be useful to
rule out the problems in routine practice and to make the surgeons,
interesting in the emergency cases feel good were suggested.
Keywords:Forensic medicine, emergency surgery, social guarantee, the
right of life.
7.AYAKKABI BOYUTLARINDAN BOY UZUNLUĞU VE VÜCUT AĞIRLIĞININ TAHMİN
EDİLMESİ
THE ESTIMATION OF STATURE AND WEIGHT FROM SHOE DIMENSIONS pp:15-22
Derya Atamtürk*
* Hacettepe Üniversitesi Antropoloji Anabilim Dalı
ÖZET:Adlî olayların açıklanmasında ayakkabı ölçülerinin analizi
yararlı
bilgiler verebilmektedir. Bu çalışmada, adlî olaylarda kullanılmak
üzere ayakkabı ölçülerinden yola çıkarak boy ve ağırlık tahmini için
regresyon formülleri oluşturmak amaçlanmıştır. Ayrıca bu formüllerin
güvenilir olup olmadığı farklı örneklem üzerinde karşılaştırılarak
değerlendirilmiştir. Araştırma, Ankara'da yaşayan ancak farklı
illerde doğmuş, 18-82 yaş grubuna dahil 516 birey (262 kadın, 254
erkek) üzerinde gerçekleştirilmiştir. Çalışma grubunda ayakkabı
ölçülerinden hesaplanan boy formülleri kontrol grubuna uygulandığında
erkeklerde, kadınlarda ve her iki cinsiyeti birarada alan grupta
yaklaşık 1 cm hata vermiştir. Benzer biçimde ağırlık tahmini için
oluşturulan formül de, erkekleri, kadınları ve her iki cinsiyetin
birarada ele alındığı grubu yaklaşık 1 kg hatalı çıkarmıştır. Bu
bulgular ayakkabı ölçülerinden boy ve ağırlık tahmini için hesaplanan
regresyon formüllerinin örneklemimize benzer topluluklar için
kullanılabilir olduğunu ortaya koymaktadır.
Anahtar Kelimeler:Adli Antropoloji, Ayakkabı Ölçüleri, Boy Tahmini,
Ağırlık Tahmini
ABSTRACT:On explaining forensic cases, footwear measurements may give useful
informations. The aim of this research is to form regression formulae
for stature and body weight estimations by using footwear
measurements. Besides, the reliability of these formulae is utilized
by comparing different subjects. The research is made over 516
subjects, between age of 18 and 82 years (262 female, 254 male)
living in Ankara but born in different regions. When we apply stature
estimation formulae, which we formulate on study group by using
footwear measurements, on control group, it is seen that there is
nearly 1 cm error on male group, female group and the group that
contains both sexes. In a similar way, the formula that is formed for
weight estimation had given error 1 kg on male, female and group that
contains both sexes. These findings indicate that these regression
formulae can be used on populations that is similar to our sample
population.
Keywords: Forensic anthropology, shoes dimensions, height estimation,
weigth estimation.
8.ADLİ GENETİK LABORATUARLARINDA STANDARDİZASYON VE STANDART ÇALIŞMA
PROSEDÜRLERİNİN VERİMLİLİĞE ETKİSİ
STANDARDIZATION AT THE FORENSIC GENETIC LABORATORY AND THE EFFECT OF
STANDART OPERATIONAL PROCEDURES TO PRODUCTIVITY pp:7-13
Uz. Dr. Gürol Berber*, Doç. Dr. Faruk Aşıcıoğlu*
* Adalet Bakanlığı Adli Tıp Kurumu Başkanlığı
ÖZET:Toplam Kalite Kavramı genel anlamda ihtiyaç ve
beklentilere uygunluğu ifade eder. Toplam Kalite Yönetimi ise
müşterinin tam manasıyla tatminini hedefleyen yönetim felsefesidir.
Giderek artan iletişim olanakları, artan hak arama talepleri, özel
sigortaların yaygınlaşması, hukuka aykırı delillerin yargılamaya
dayanak teşkil etmemesi, rekabetin artan baskısı ve küreselleşme Adli
Genetik alanında toplam kalite ilkelerinin uygulanmasını zorunlu
kılmıştır .
Adli Tıp Kurumu Biyoloji İhtisas Dairesi'nde ISO 9001
belgelendirme çalışmaları kapsamında Toplam Kalite Yönetiminin temel
prensipleri doğrultusunda prosedürler, iş akış şemaları, talimatlar
ile uluslararası kabul görmüş standart çalışma prosedürleri
oluşturulmuş ve böylece tüm süreçlerde standardizasyon
hedeflenmiştir.
Çalışmamızda Adli Tıp Kurumu Biyoloji İhtisas Daire'sinde
2000- 2002 yıllarını kapsayan dönemde nesep tayini amacı ile DNA
analizi yapılan 180 adet dosya, çalışma süresi ve mahkemeye bilgi
verici olmaları açısından değerlendirilmiştir ve alınan sonuçlar
istatistiksel olarak incelenmiştir.
Standart çalışma prosedürlerinin oturtulmasından sonra
rapor edilen olgularda gerek dışlanan lokus sayısı, gerekse paternite
indeksinde istatistiksel olarak anlamlı bir artış saptandığı gibi,
dosya çıkış süresinin de kısaldığı tespit edilmiştir.
Standart çalışma prosedürlerinin iş verimi, iş hızı ve
güvenilirliğine olan bu bariz etkileri yanında sistem
gerekliliklerinden olan dökümantasyon, tanımlama, izlenebilirlik,
kalibrasyon, veri analizi, sürekli iyileştirme, düzeltici ve önleyici
faaliyetlerin değerlendirilmesi ise araştırmaya açık diğer
konulardır.
Anahtar Kelimeler: Standardizasyon, standart çalışma
prosedürleri, verimlilik, DNA.
ABSTRACT:It is clear that total quality means to appreciate necessity and
expectations. Philosophy of total quality management targets the
satisfaction of customer in all manners.
Gradually improve in communication methods, increase in
demanding of human rights, in getting prevalent of special
insurances, in pressure of competition and globalism, and refusal of
using illegal evidence during judicial procedures make it obligatory
to perform total quality principles in forensic genetics.
In the Biology Department of the Council of Forensic Medicine
standard operational procedures are developed in scope of ISO 9001
certification activity and according to basic principles of total
quality management.
In our study, 180 DNA analyses, performed in the Biology
Department of the Council of Forensic Medicine between 2000-2002
years for purposes of paternity testing were examined. Particularly,
they were examined considering working times and informativeness to
the court and the results were analyzed statistically.
After application of standard operational procedures, paternity
index and number of excluded loci increased significantly. Another
positive effect was the shortening in working times on files.
The primary effects of standard operational procedures on
productivity, reliability and speed of work were highlighted.
However, definitions, calibration, analyses of data, continuous
improvement, and corrective and preventive activity are other
subjects open to research.
Keywords: Standardization, standard operational procedures,
productivity, DNA.
9.BOLU VE DÜZCE BÖLGESİNDEKİ HEKİMLERİN ADLİ RAPOR TANZİMİ ve
STANDART ADLİ RAPOR FORMLARINA YAKLAŞIMI
THE PRACTITIONERS APPROACH TO STANDART FORENSIC REPORT FORMS IN BOLU
AND DÜZCE REGION pp:45-52
Yard. Doç. Dr. Bora Büken*, Doç.Dr. Zerrin Erkol**, Dr. Erhan
Büken***.
* Abant İzzet Baysal Üniversitesi Düzce Tıp Fak. Adli Tıp Anabilim
Dalı.
** Abant İzzet Baysal Üniversitesi Bolu Tıp Fakültesi Adli Tıp
Anabilim Dalı.
*** Başkent Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı, Ankara
ÖZET:Ülkemizde adli tıp uzmanlarının sayıca yetersizliği nedeniyle adli
tıp hizmetlerinin verilmesinde ve adli rapor düzenlenmesinde diğer
branşlardaki uzmanlardan ve çoğunlukla da pratisyen hekimlerden
yararlanılmaktadır. Adli Tıp hizmetlerinin sağlıklı olabilmesi için
hekimlerin görüş bildirdikleri konuları iyi bilmeleri gerekir. Oysa
ki adli rapor düzenlemekle yükümlü hekimlerin büyük bir kısmı adli
tıp eğitimlerinin yetersiz olduğunu ifade etmektedirler. Çalışma
Sağlık Bakanlığı'nın 20.09.2000 tarihli genelgesiyle adli rapor
düzenlenmesinde uluslar arası asgari standartların sağlanması amacı
ile 2 yılı aşkın bir süredir uygulamaya alınmış olan standart adli
rapor formlarının uygulayıcı hekimler tarafından nasıl
değerlendirildiğini ve uygulamanın gerekliliğinin hekimler tarafından
yeterince benimsenip benimsenmediğini saptamak, pratikte
karşılaşılan güçlükleri saptayarak çözüm yollarını tartışmak
amacıyla
yapılmıştır.
Anket Bolu ve Düzce İllerinde resmi kuruluşlarda görev yapmakta olan
141 uzman ve pratisyen hekime uygulan mıştır. Anket soruları
hekimlerin aldıkları adli tıp eğitimine ve adli rapor formlarına
yaklaşımları konusundadır. Ankete katılanların yalnızca % 23.4 ü
aldıkları adli tıp eğitimini yeterli bulduklarını belirtmiş, %73.8 i
adli rapor düzenlediklerini, uzmanların %37.5'inin, pratisyen
hekimlerin %57.1'inin adli rapor düzenleme konusunda eğitim aldıkları
saptanmıştır. Katılımcıların %61.0'ı çalıştıkları birimde
standart
adli rapor formlarının kullanıldığını bildirmekte olup %55.6' sı adli
rapor düzenlerken standart adli rapor formlarından yararlandığını
bildirmektedir. Standart adli rapor formlarını kullananlardan %70.0 ı
uygulamanın yararlı olduğu kanaatindeydi. %79.5'i formları eksiksiz
olarak doldurduklarını belirti. %56.2 si formlarda gereksiz
bölümlerin bulunduğu kanaatindedir. Adli rapor formlarının, kullanım
gerekçelerinin yeterince anlatılamadığı, mezuniyet öncesi ve sonrası
eğitimde adli rapor düzenleme konusunda daha etkin eğitim
yapılmasının gerekli olduğu kanaatine varılmıştır.
Anahtar Kelimeler: Standart adli rapor formları, hekim, adli rapor
tanzimi
ABSTRACT:Because there are an insufficient number of forensic medicine
specialists in our country, specialists from other departments and
the majority of the time general practitioners are used to provide
forensic medical services and write legal reports. It is necessary
for physicians to be very knowledgeable about the subjects they will
give an opinion about to have sound forensic medical services.
However a large percentage of physicians who are given the
responsible for writing legal reports state that their forensic
medicine education is insufficient. The purpose of this study was to
ensure minimal international standards for writing legal reports
according to Health Ministry Instructions dated 20.09.2000, to
determine how to evaluate the use of the standard legal report forms
that have been in use for more than 2 years by physicians and whether
or not the requirements of their usage have been assimilated by the
physicians, and for the purpose of determining the difficulties met
in practice and discussing ways to solve them.
The questionnaire was given to 141 specialist and general
practitioner physicians who work in public facilities in Bolu and
Düzce provinces. The questions on the form related to the forensic
medical education received by the physicians and their approach to
the legal report forms. Only 23.4% of the participants of the
questionnaire stated that they had sufficient forensic medical
education, 73.8% fill out legal reports, and 37.5% of the specialists
and 57.1% of the general practitioners had received training about
filling out the legal forms. 61.0% of the participants stated that
the standard legal report forms are used in the places where they
work, and 55.6% stated that they use the standard legal report forms
when they are filling out legal reports. Seventy percent of those who
use the standard legal report forms were of the opinion that they are
useful. 79.5% stated that they fill out the forms completely. 56.2%
were of the opinion that there are some unnecessary sections on the
forms. The conclusions were that the usage requirements of the legal
report forms had not been adequately explained and that there is a
need for more effective training before and after graduation on the
writing of legal reports.
Keywords: standard legal report forms, physician, legal report writing
Adli
Bilimler Dergisi
Turkish
Journal of Forensic Sciences
Dergiye
Gelen ve İncelemede Olan Yazılar-Manuscripts are Sent to Reviewers
Dergide Yayımlanmak Üzere Kabul Edilen Makaleler-Manuscripts are Accepted for Publication
TOKSİKOLOJİ
DERGİSİ
TURKISH
JOURNAL OF TOXICOLOGY
TURKISH JOURNAL OF FORENSIC PSYCHIATRY